Feeds:
Posts
Comments

Archive for August, 2010

>Acik Kapi

>Sokak kapisi hep acik. Oturma odasinda otururken ya da uzanmis dinlenirken birden odanin ortasinda birilerini, komsunuzu, ahbabinizi, komsunuzun oglunu-kizini.. buluveriyorsunuz. Evinizin icinde degil bakin, odanizin icinde :) O kadar teklifsizce.. Musaitseniz diye bir kaygi yok yani :)

Eskiden, cok eskiden daha da iciceydik. Cok uzun yillardan sonra bu yaz cok hayalkirikligi yasadim ama yine de evlerin kapilari hala ardina kadar acik, anahtarlar hep uzerinde.. “Huu komsuu” diye dalivermenin rahatligi, herkesin uzerinde..



Kendimi kocaman bir evin odasinda yasiyormusuz gibi hissediyorum bu kasabada.. Sokaklar civil civil, hayat sokaklarda akiyor. Sokaktaki hayat evlere, odalara doluyor. Bazen odanin icinden, kafayi camdan bile uzatmadan sokaktaki komsuyla lafliyor insanlar.









Yerler orjinal tahta doseme ancak temizlemesi zor oluyor diye uzerini plastikle kaplamislar :(

El dokumasi Çan halisi..

Anneannemin ceyiz sandigi..





Read Full Post »

>Susak Akilli

>

Cocuklugumda da ramazanlar yaz aylarina denk gelmisti.

“Mahalleli” (ki kadinlari hayatin tam ortasindaydi) ramazan oncesi, bahcesinde firini olan komsuda toplanir, imece usulu, her gun bir iki ailenin hamurunu acar ve firinda az kurutarak sahur yemegini hazirlarlardi. Boyumca ust iste dizilen bu hamurlar, sahur vakti islatilip, aralarina peynir koyularak ocak ustunde pisirilir ve yaninda ayran ya da cacikla yenilirdi.

Anneanne, babaanneler, komsuanneler ve komsu teyzeler sabahtan bahceye kurulur, bir yandan hamur acar, muhabbet eder, bir yandan yemek yer, cay icer ve eglenirlerdi. Birlikte bir is yapmanin bereketini ve lezzetini yasarlardi.

Biz cocuklar icinse bayram oncesi bayram provasi olurdu bu hamur acma gunleri. Bir yandan merakla hamur acmaya calisir, bir yandan ordan oraya kosturur, bir yandan cayin yanina firinda yapilan, tadi damagimda taze pismis hamurlara margarini surer surer yerdik..

13 mayis 1985’te, biz yine anneannemle bir komsu bahcesinde hamur hazirlarken, annem kardesimi dogurmak icin babamla acilen Canakkale’ye dogru yola cikmisti. Firin basinda gulusen komsu teyzeler, “anaam simdi senin pabucun dama atilacak” demislerdi bana da, gelen kardesle, komsunun daminda hayal ettigim pabuclarim arasinda ne alaka oldugunu dusunup durmustum butun gun.. Kimsede, kardes kiskancligi kaygisi yoktu cunku bilirlerdi ki, bu en dogal duyguydu :) Birakirlardi dibine kadar yasasin cocuklar bu duyguyu.. Belki de zamaninda, olmasi gerektigi gibi yasandigindan, sonraya kalmazdi bir izi..



Bunu ikiye keserler enine, susak derler adina. Banyo tasi olarak kullanirdi anneannemle dedem. Akli bes karis havada olanlara da, susak akilli derler buralarda.. Duvardaki yerinde aslinda bir “sergen” (raf) vardi. Raflarinda mavi ortuler serili, dizi dizi porselen ve emaye tabaklarin sergilendigi.

Evi yenilerken cikarip bahceye atmis annemler maalesef :( Ustelik daha neler, neler atmislar gecen yil.. Bugun, tamam anne daha fazla ne attiginizi soyleme bana, bilmek istemiyorum, cok uzuluyorum dedim.. Cocuklugum parcalaniyormus gibi hissediyorum.

Yavas yavas curuyecek orada.. Yalniz, bir basina.. Kac el, kac kez uzandi bir tabagi almak icin raflarina.. Anneannem, annem, ben.. Teyzem, kuzenlerim, komsu kadinlar.. Salata tabaklari alttan ikinci gozde dururlardi, cinko tabaklar ucuncu.. En alt katta sutlac kaseleri..


Alsam, sirtlansam.. Hepsini gotursem.. O rafa uzanan, o masaya dokunan eller topragin altinda cururken, bu esyalari da bekleyen ayni kader.. Belki de boylesi hepimiz icin en iyisi..Nihai uyanisa kadar uyumak.. uyumak.. uyumak..

Her gece yatmadan once yapilan son sey, bu gece lambasinin fisini prize takmakti. Ve sonrasi.. duvar saatinin tik taklari esliginde, usulca kapanan bir yatak odasi kapisi…


Bir blog yazari ne guzel demis; “Bir zamanın mutluluğunun ve huzurunun tortusunun hüzün olması ne tuhaf.”

Read Full Post »

>

Zaman oyle acimasiz ki.. Dislerinin arasinda eziyor, ogutup geciyor.. Insanlari, dostluklari, hatiralari yavas yavas ama kat’i olarak silip atiyor.

Yillar sonra dogdugun, buyudugun eve, mahalleye, kasabaya geldiginde goruyor ki insan, artik hukmu kalmamis… Dun kadar yakin, gun kadar taze cocukluk ikliminde kendine gurbetci olmus..

Dedem, ajans haberlerini dinlerdi saat basi; anneannem ile ben radyo tiyatrosunu..

Radyo istasyonlari arasinda dolasir dururdum.. Milano’dan Munih’e, Munih’ten Selanik’e.. Dilini anlamadigim ulkelerin hayali dolardi zihnime..


Hayatimin fonunda bu saatin tik taklari var. Tam su anda oldugu gibi.. Zaman zaman ozel anahtari ile “saati kurma” telasesi olurdu, merasimle..

Artik o da yaslanmis. Saat baslarinda cinlamiyor, kucuk bir tik sesi geliyor gecislerde..

Nasil uzak, nasil yasak, nasil cazipti bu “televizyon dolabi” bize. Buyulu bir masal gibi, Alis’in Harikalar Diyari gibi .. Kendine dogru cekerdi.

Oysa ancak, misafirden misafire acardi bize kapilarini…





Cocuklugumun sokaklarinda dolasiyorum gunlerdir.. Uzun ve kopkoyu bir ic hesaplasma uzaniyor onumde, goruyorum.. Ve hissediyorum ki bu, cocuklugumla olacak son hesaplasma.. Kapatacagim defteri ve son bulacak bu hikaye…
Sonrasi… yeni bir defterde, bembeyaz bir sayfa..

Read Full Post »

>Hosbulduk :)

>24 Agustos sali, 13.00 civari Ataturk Havalimani Dis Hatlar terminalinde kosturan ana-ogul bizdik :))

Her yilki gelenek yine degismedi, Turk hava sahasina girince basladim aglamaya :) Insan, bogaz sularinin uzerinden ucan martilari gorunce aglar mi? Hadi onu gectim, bir binanin uzerinde, “Sandalyeci” yaziyor diye aglar mi? :))

Foto THY ucagi onunde ancak bu sefer de British Airways ile geldik.. Her ne kadar gonul THY’yi tercih ediyorsa da, yari fiyatina BA ucusu bulunca cuzdan BA’yi tercih etti.. Zaten Ingiltere-Turkiye karsilastirmasi hep bir “mantik-gonul” karsilastirmasi benim icin..

Ucak yere indiginde, kapidan cikarken, Yesilkoy’de muhtesem manzarali bir otelde kalacaklari icin sevinc icinde olan ucus gorevlilerine, welcome to my country demek istedim ama hizli bir cikis yaptik, soylemedim :) Insan kendi topraginda gercekten evsahibi gibi hissediyor kendisini :))

Havaalaninda bir seyler yemek istedim, saga donuyorum Starbucks, sola donuyorum Gloria Jean’s.. Dedim taksiciye, cek otogara.. gideyim de bir esnaf lokantasi bulayim karnimi doyurmaya :D

Bindik taksiye, MK’yi arkaya oturttum, kemerini bagladim.. Sessizce bana, “anne bak, sofor amca kemerini baglamamis” dedi..

Truva’nin otobusleri British Airways’in ucaklarindan konforluydu masallah :)




Gelibolu-Lapseki arabali vapuru..

“Arabali” Vapur :P

The X Factor :P

Cok sukur MK simdilik hayatindan memnun.. masallah masallah.. umarim hep boyle devam eder..

Bense, incire doymaya calisiyorum :) Cocuklugumun gectigi anneannemin evini elden gecirmisti annemler, artik orada yasiyorlar. Bu yili o evde, o bahcede geciriyoruz. Baktigim, dokundugum her yer bana cocuklugumu hatirlatiyor. Evdeki dolaplari karistirip esyalari cikariyor, fotograflarini cekiyorum. Gordugum her ayrintiyi fotograf karelerine sigdirmaya calisiyorum. Ev oldukca yenilendi, pek cok detay, pek cok esya kayboldu.. Yine de olanlari, dijital olarak da olsa bir araya toparlamaya calisiyorum.. Cok yakinda, vintage dunyam yayinda :P

Read Full Post »

>Geldik :)))

>21.5 saat sonra memleketteyiz :) Ayrintilar yarin :)

Read Full Post »

>Londra-Canakkale

>


Yarin bu saatlerde eve cok yaklasmis olacagim insallah. Yolculuk ve onumuzdeki 2 ay nasil gececek hic bilmiyorum. Umarim guzel haberler verebilirim.

Read Full Post »

>Baga gel, Bostana gel..

>Londra’da olup da, gitmek isteyenler icin: Parkside Farm.

Gitmeden once bir aramanizi tavsiye ederim, her sebze-meyve her zaman olmuyor cunku. Cilekler sadece sabahtan toplanabiliyor. Giris ucreti kisi basi £2.

Iyi eglenceler :)







Kabak cicegini, kabak cicegi dolmasi yapmak icin toplayan bizimkiler icin ozel konmus isaret sanirim :)


Bunlar tursu oldu da… yedik bile :P
Ellerine saglik arkadasim :)


Olgunlasmis misir..

Henuz olgunlasmamis misir..



Yorgun dusmus maraba :)

Read Full Post »

Older Posts »