Feeds:
Posts
Comments

Archive for March, 2009

>Tarihte Bugun

>

14 Mart 2008

Şu anki haline bakınca bu fotoğrafta gözüme ne kadar tombul geliyor :))
Sarı çipilim benim..

Sevgili Devrim, yalnız şöyle bir durum var, her ülkede daha doğrusu mevsimsel sıcaklık farkları olan ülkelerde sebzelerin ekim zamanları değişebiliyor. Örneğin son ekim tarihi Türkiye için nisan olan bir bitki, burda nisanda kar bile yağabildiği için, atıyorum, temmuza kadar dikilebiliyor. Burada hava geç ısındığı için. Yani o tablo burası için, onu temel alırsanız bazı bitkiler için geç dikim yapabilirsiniz. Internette Türkiye için bir ekim-dikim tablosu arayacağım sizlere.

Sevgili Minel, eski insanların elinin bir hikmeti, tadı, güzelliği var :)) Onlar sopayı gömse toprağa dal-budak verir :))

Güneşligünlercim :)) Çok heyecan verici değil mi? Senin bahçe hayalini biliyorum :) İnşallah gerçek olur :))

Aklımdakiler, di mi ya? :))) Yerlerini değiştirdim, bekleyelim bakalım :)) Olmadı bir daha, bir daha denemeli :)

Hülyacım, bu arsaların bulunduğu yerler kilitli kapıların, tellerin, çitlerin arkasında. Üye olanlara anahtar veriliyor. Sanırım böcekler, salyangozlar, tilkilerden daha fazla zarar geliyor insanlara göre :D Halihazırdaki bahçe komşularının da bu tarz bir şeye giriştiklerini sanmıyorum. Çünkü kimisi 20 yıldır aynı toprağı ekip biçen, yaşlı, emekli insanlar :) Ya da kendi organik sebzesini yetiştirmek isteyen kendi halinde insanlar. Bir de genelde herkes kendi evine yakın yerlerden toprak kiralıyor. Her gün gidip kontrol edebiliyorsun vs. Tabıdığım bir kaç Türk teyzenin var bahçeleri, onlardan duymadım bu tarz bir şey. Ama insanoğlu çiğ süt emmiş :) Her zaman bu tarz bir tehlike var. Tabi böceklerden, salyangozlardan fırsat bulur da sebzeler büyürse :D

Advertisements

Read Full Post »

>Maydanoz

>

Hangi sebze hangi ayda ekilir tablosu.


Çarşamba bahçemize gittik MK ile. Oyalandık biraz. Oraya götürüp bırakacaklarım vardı, onları bıraktım. Pazar günü hava güneşli görünüyor şimdilik. Bakalım, kızlarla ne kotaracağız? :))

Yeşil Çizmeli Memed Ağa :))

Kırılmış, kaldırıma düşmüş..


Bugün evden çalışıyordum, MK da benimle. Geçen seferlere göre çok sakin bir gündü :) Kendi kendine oynadı, tv izledi. Sırf ses etmesin diye ben de hiç bir şeye sesimi çıkarmadım. Akşam 5 olduğunda ikimiz de ekran zehirlenmesi geçirecektik, kendimizi çimenlerin üzerine zor attık :)

Geçen hafta sonu Gül burdaydı, sağolsun bana çok yardımı oluyor. Pazar günü oynadı MK ile, ben de çalışabildim biraz. Başkasıyla oyalandığını görünce bloga yazmış, burada yaşayan başka arkadaşlara da haber vermiştim, müsait olan var mı diye. Sağolsun Banucum, yoğun ödev ve projelerine rağmen zaman ayırdı bize. Bütün gün MK ile koşturdu durdu evin içinde :) Çok yorduk onu. Çok ama çok teşekkür ederim, bir kez de burdan :)) Fotolar gelecek, çok yakında :))

İşte maydanozlar. Sizce kafalarını koparma zamanı gelmiş mi? :P Hepsini en baştan ekip, bu sefer başka bir ortamda bekleteceğim. Nane -yine- olmadı bu arada! Ne zormuş onu tohumdan çimlendirmek! Artık bahçesinde bulunan birilerinden kök olarak alıp ekmeyi düşünüyorum. Halbuki ne kadar kolay yetişen, hatta biraz dokunduğu yeri hemen istila edip orda bitiveren bir bitki…

Read Full Post »

>Yardım

>Kekikler ve basil’dan sonra epey uzamış olan maydanozlar da boyunlarını bükmeye başladı :(

Noluyor anlamıyorum. Çok mu su veriyorum? Az mı su veriyorum? Tek aklıma gelen güneş ışığı. Doğrudan güneş ışığı almamalarına çalışıyorum ama akşamları vuruyor biraz. O mu böyle yapıyor?

Bir kaç yıl önce oturduğum evde yetiştirmiştim, evin cephesi kuzeye bakıyordu. Yani neredeyse hiç doğrudan güneş almıyordu. Camın önünde güneş ışığı almadan ama bol gün ışığı ile saksıdan taşar hale gelmişlerdi. Şimdi ise biraz uzayan boynunu büküp ölüyor ühüüüü :(

Evin her yeri maşallah tüm gün güneş alıyor. Ama sanırım bu bizim saksı bitkileri için pek iyi bir şey değil :(

Bu konuda bana akıl verebilecek olan?

Read Full Post »

>Bahar Mantısı

>Pazartesi:

Artık futbol oynayabileceğim bir arkadaşım var :)

Sitenin Bahçesinden Kareler:




Pazartesi öğleden sonra hayatımda ilk kez mantı yaptım! ee evet kareli harita metod defteri gibi bir hamur açmış olabilirim, hem de merdane ile ama Hatice’ye değil neticeye bakalım :D

Şu hamurun oklavaya yapışmaması için ne yapmak lazım? Unluyorum ama bu sefer de acayip unlu oluyor :) Başka fikri olan?

Tarif Defteri‘ni keşfettiğimden beri elimden her iş gelir oldu :D Aynı anda pek çok kişinin tariflerini karşılaştırma şansım oluyor. Ortaya karışık bir şeyler yapıyorum böylece :)) Kızlarla yaptığımız su böreği, kendi başıma 2 kere yaptığım aşure ve şimdi de mantıdan sonra sıra geldi baklavaya :D

Şekil bile yaptım heheeytt :D

Tamamen kendi eseri.

Bunun dışında +1 tepsi daha çıktı.

Yemesi iyi güzel de tek başına yapması sıkıcı biraz :)
Kalabalıkla, sohbet ede ede daha zevkli olur eminim.

Fırında, 50 derecede biraz kurutayım dedim. Gerçi benim yavaşlığımdan ilk yaptıklarım kurumuştu bile :)) Fırında biraz fazla kalınca, önce yağlamayı unuttuğumu fark edip sonra da mantıları tekrar dizmeye üşendiğimden vazgeçtiğim ilk tepsinin mantılarının altta kalan hamurları erimişti. Yine de haşlarken bir sorun çıkmadı, dağılmadılar.

Salı:

Arkadaşıma giderken.. Fotoğraf çekmek için elli kere durunca geç kaldım. Yarın hususi fotoğraf çekmek için çıkmak istiyorum. Tabi hava güneşli olursa.



Cezacı amca :)

Bu görevlilerin tek görevi:) yanlış yere park etmiş arabaları bir akbaba keskinliğindeki gözlerle tespit edip, fotoğraflarını çekip, ışık hızıyla araba camlarına ceza yapıştırıp koşar adım ortamdan uzaklaşmak :)) Sanırım ceza başına %5 komisyon alıyorlar, o yüzden onların elinden kurtulmak mümkün değil. 2 dakika arabayı şuraya bırakayım, birine bakıp çıkayım diyene kadar en az £50 *sterling’lik* ceza araba camınıza itina ile yapıştırılıyor :)

Kış Uykusu.





Patatesin ikiye bölünerek gömülebileceğini hiç bilmiyordum. Alaylı değil mektepli olduğumdan daha o konuya gelmemiştim :)) Ama patatesi toprağa gömmek için illa çimlenmesini beklemek gerekmiyormuş. Jamie Oliver’ın organik bahçesinde hazırladığı, organik bahçecilik üzerine de bilgiler verdiği Jamie at Home programını izliyorum internetten :) Domates ve patatesten sonra bu akşam sıra soğana geldi :))

Orada gösterilen patates yetiştirme çeşitlerinden birisi, oldukça büyük, tabii ki içi gübre dolu gübre torbasına 2 tane patates yerleştirip duvara dayayıp bıraktılar. Bol su ve güneşin sağladığı sıcaklıkla torba içinde patates yetiştirmek bile mümkün.

Read Full Post »

>Patates

>
Cumartesi gecesi heyecandan doğru düzgün uyuyamadım :) Pazar sabahı MK tarafından sabahın 7’sinde uyandırıldım. 9.30’da Allotment Society’ye üyelik ve bahçe kirası ödemesi vardı. Erkenden gittim, ödemeleri yaptım, anahtarları teslim aldım :) Bir de patates aldım, önce evde çimlendirip sonra ekmek üzere.

Cumartesi çizmelerimizi aldık, bahçede çalışırken giymek üzere..

Anahtar teslimi sırasında bir de dosya verdiler, içinde makaleler, broşürler olan. Büyük boy bir tohum ekim*biçim takvimimiz var artık. Buzdolabının üzerine astım, dersimi iyi ezber etmek için :D

Patates kökü. Hayatımda ilk kez patates kökü bana bir anlam ifade ediyor :)

Patatesleri toprağa ekmeden önce çimlendirmek gerekiyormuş. Kökü altta, tohumlarının çıkacağı kısmı da üstte olacak şekilde yumurta kutusu gibi bir şeylerin içine yerleştirmek gerekiyor.


Bazıları çimlenmeye başlamıştı bile. Hani bazen evde biraz beklemiş patates bile çimlenir ya. Ama önemli olan beyaz değil, yeşil çimlenmesi imiş. Beyazları koparıp yeniden çimlenmesini bekleyebilirmişiz.

Ben bazen evde çimlenmiş patatesleri kullanmaya kalktığımda, eşim onların hastalıklı olduğunu, kullanmamız gerektiğini söylerdi. Ancak bugünlerde internette okurken öğrendim ki, yapılan araştırmalara göre patates, hiç bir hastalık geliştirmeden beş kereye kadar üst üste çimlenebilirmiş.

Küçük bahçıvan da iş başında :)

Kitaplığın üzerinde yerlerini aldılar :))

Ne kadar güzeller değil mi? :) sirar demiş ya yorumlarda, “toprak çiftçilerin çocuğu gibidir” diye. Öyleymiş :)) İşte benim minik çocuklarım :)) Her halleriyle en güzel çiçekler kadar güzeller :)

Pazar sabahı klasik kahvaltımızı yine arabada ama bu sefer farklı bir manzarada yaptık; Go-Kart yarış sahası önünde :)

Saçı uzun aklı kısa :))


Meral’le yaptığımız truffle’lar.

4 paket çikolata kullandık. Benim en sevdiğim portakallı&bitter, bitter, sütlü ve beyaz. Portakallı haricindekilerden biraz ayırdık, 4-5 kare kadar. Geri kalanların hepsini ayrı ayrı mikrodalgada, yavaş ısıda erittik. Daha sonra 268 ml kadarlık 1 kutu kremayı (double cream) göz kararı hepsine paylaştırıp karıştırdık. Buzdolabında bir süre soğutup hafif donmalarını sağladıktan sonra her birinden küçük toplar yapıp, daha önceden ayırdığımız ve süsleme için erittiğimiz çikolatalara, fındığa ve toz kakaoya kafamıza göre buladık :)

Portakallı bitter’i önce beyaza sonra fındığa buladık mesela.
Ya da beyaz çikolatalı topu bittere ve kakoya gibi…

Akşam yaptığımı için ışık yeterli değildi, bir kere daha gündüz yapıp her aşamasını fotoğraflama istiyorum :)

100 gr.lık 4 paketten, toplamda 400 gr, yukarıdaki iki tepsi çıktı. El emeği, göz nuru :) Bence vaktiniz varsa bir yere giderken götürülecek çok özel ve anlamlı bir hediye :))

********************************

Bahçe konusundaki tüm güzel dilekler, temenniler, bilgiler için tekrar tekrar teşekkürler :) Ben cam kenarında saksılar ile başlamıştım, buraya kadar geldim:) Darısı sizlerin başına.

Read Full Post »

>Plot 35

>20 yıldır temizlenmemiş, kullanılmamış, böğürtlenlerin bürüyüp bodur ormanlara dönmüş bahçeler içinden -çok şükür- en temiz, kullanıma en hazır, en az iş isteyen bahçe payıma düştü bu sabah :)) Darısı, ekip biçmek, toprakla uğraşmak isteyen herkesin başına :)

Bahçenin arka taraflarında böğürtlenler var ama daha önce birisi alıp epey temizlemiş ve bir nedenden bırakmış.

Eni, fotoğrafı çektiğim yerden MK’nın olduğu yere kadar.
Şansımıza hemen önümüzde su tankı da var :)

Bir de, çatısı uçmuş olsa da bir önceki sahibinden yadigar küçük bir kulübe var topraklarımızın içinde :)


Boy olarak da fotoğrafı çektiğim yerden böğürtlenlerin arkasına, cam seralara kadar.
Yılda £8 *sterling* karşılığında! Su parası dahil :D

İşte böyle inanılmaz temizlik, güç kuvvet, zaman, emek ve iş isteyen yerler arasından payımıza orası düştü.

Sabah 10’da, daha önceden başvurup listede sıraya girenler olarak bahçede buluştuk. Ben geçtiğimiz sonbaharda başvurmuştum, sıra ancak geldi :)

First come, first serve yani ilk gelen istediği yeri alır mantığınca, listede ilk sıralarda olanlar istedikleri yeri alacaktı.

Ben ortalarda bir yerde olmama rağmen benim önümdekilerin büyük çoğunluğu toplantıya gelmediği için 3. sıraya yerleştim :))

Önce çok büyük bir alana yayılmış bahçelerden, kiraya verilecek olanları tek tek dolaştık. Kimisi inanılmaz göz korkutucu durumdaydı. Ancak bugünkü toplantıya kadar 3-4 kere gidip dışardan baktığım, sürekli tahminlerde bulunduğum için en kötü duruma bile hazırlıklıydım :)

Ben kucağımda MK ile bata çıka ormanın:P içinde ilerlemek zorunda kaldığım için, foto çekip not alma işi 3. bahçeden sonra yattı :) Bahçecilik-allotment topluluğunun başkanı gezdirdi, tek tek bilgi verdi.

35. plotu çok beğenmiş, olabilecek en uygun yer olarak görmüştüm.

Bahçeleri gezdik, sıra yer seçmeye geldi.

İlk sıradaki zenci, sempatik aile babası, kapının girişindeki en büyük bahçeyi seçti. Daha önceden işlenmiş, temizlenmiş bir yerdi ama nedense her iki adımda bir upuzun paslı direkler vardı. Kesinlikle bana göre bir yer değildi. O yüzden orasını onun seçmesine sevindim.

İkinci sırada İngiliz, 40’lı yaşlarında bir karı koca vardı. Neden bilmiyorum ama en kötü durumdaki bahçelerden birisini seçtiler. Bu duruma en çok başkan sevindi :)) Tabii bir de ben :D
2 bahçe sağımda komşum oldular. Seçtiğimiz bahçelere ikinci kez bakmaya gittiğimizde konuştuk biraz. Zaten şu anda evlerinin bahçesini ekip dikiyorlarmış, biraz tecrübeleri var yani. Sanırım ‘challenge’, azimle mücadele edip başarıya ulaşmanın tadını yaşayacakları bir yarış istiyorlar :)

Sonra sıra geldi banaaa.. Böğürtlensiz, otların sarpa sarmadığı, en az iş isteyen yeri istyorum ama ben doğru düzgün not alamadım ühüüüüüü dedim :D Başkan 34’ü önerdi, tam yazıyordu ki orasının biraz ot bürümüş olduğunu hatırladık. O sırada organik abla 35’in iyi durumda olduğunu, orayı almamı söyledi. Veee 35 numaralı bahçeyi organik ablanın yardımıyla kiraladım :)

Organik abla 40’lı yaşlarında, çok kibar, güleryüzlü, tatlı dilli, geri dönüşüm kaygısıyla plastik yerine bez çanta kullanan, yediğine içtiğine, tükettiğine dikkat eden, bence vejetaryen bir İngiliz. Bu bahçeyi ona borçluyum, tekrar tekrar teşekkür ettim bahçeyi 2. kez gördükten sonra. En güzeli.. 34 numarayı seçtiği için artık bahçe komşum :))

Maalesef hasta bir tilki. Bahçede bir köşede yatıyordu :( Bahçelerde serbestçe dolaşıyorlar. Allotment Society yani bu bahçecilik grupları tilkilerin soyununun devam etmesini destekliyor, maddi yardımda bulunuyormuş.

Ben bu satırları yazarken, bahçe+açık havanın etkisiyle MK yorgunluktan sızıp kalmış, derin derin uyuyordu :))

Read Full Post »

>Tam Şu Anda..

>Cuma klasiği..

MECNUNUM LEYLAMI GORDUM – ERKAN OGUR

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »