Feeds:
Posts
Comments

Archive for February, 2009

>
Bazı blogger arkadaşlarım bu ödülü hediye ettiler bana. Haberdar olduklarıma bloglarından teşekkür etmiştim, bir de buradan edeyim :) Haberdar olmadığım, gözümden kaçan ya da unuttuklarım varsa onlara da buradan teşekkür ediyorum.

Ben oyunbozanlık edip oyunun kurallarını biraz değiştireceğim :)

Güncellendikçe sol tarafta ismi görünen tüm blogları seviyorum. Bir de ha bugün, ha yarın diye hala oraya eklemediğim, adresini ezbere bildiğim ya da adres çubuğunda ilk bir kaç harf sonrası önüme çıkan bloglar var. Onları da severek, zevkle takip ediyorum.

Kimisinin yazı tarzını seviyorum, kimisinin hayata bakış açısını. Kimisinin iğneleyici dilini, kimisinin esprili. Elbette her biriyle her zaman fikir birliği içinde değilim. Ama ben herkesten bir şeyler öğrenilebileceğine inanıyorum, o yüzden gözlerimi dört açıp dikkatle okuyorum :) Her insanın hayatı bir roman taslağı ne de olsa :) Kimisi onu güzelce temize çekip roman diye sürebilir önümüze. Kimisi de, bir gün başkaları tarafından keşfedilir umuduyla saklar kenarda.

O yüzden okuduğum tüm blog yazarlarına teşekkür ediyorum. Onlardan bir şeyler öğrenme şansını bana verdikleri için.

And the Oscar goes to… :)))

Ama ben ödülümü Türkçeyi doğru kullanan, yazım ve noktalama kurallarına dikkat eden yazarlara veriyorum.

Dahi anlamındaki -de’yi ayrı yazan, soru eki ve bağlaç olan -mi,-mı,-mu,-mü,-ki’yi ayrı yazılması gereken yerlerde ayrı yazan yazarlara.

Okurken “bu -de ayrı değil bitişik yazılmalıydı, bu -ki bitişik değil ayrı yazılmalıydı” diye bana beyin jimnastiği :) yaptırmayan ve su gibi, rahat, keyifli bir okuma sunan yazarlara.

Tanıdığım, tanımadığım, okuduğum, okumadığım, doğru türkçe ile yazan tüm yazarlara..

Sayıları maalesef pek de fazla olmayan yazarlara.

Eğer doğru bir türkçe ile yazım kurallarına dikkat ederek yazıyorsanız bu ödül sizin :) Eğer ben onlardan birisi değilim diye efkarlandıysanız, üzülmeyin. Hemen şu andan itibaren daha dikkatli yazarak siz de bu ödülün sahibi olabilirsiniz :)

Tabi, kimin umurunda yazım kuralları, benim canım böyle yazmak istiyor da diyebilirsiniz. Ne demiştik, herkesle her zaman fikir birliği içinde olamayız :)

Advertisements

Read Full Post »

>Tam Şu an..

>

Erkan Ogur – Dersim Dort Dag Icinde.mp3 –

Read Full Post »

>Bu sabah..




Geçen sefer çok güzel olmuş ama biraz yayvan olmuşlardı. Bu sefer muffin tepsisinde pişirdim. Derli toplu oldular ama güzel olmadılar. İçleri pişmedi, hamur kaldı. Belki çok daha küçük yuvarlaklar yapmalıyım. Bir dahaki sefere birazını böyle ama çok daha küçük, geri kalanını da ilk denemedeki gibi düz tepside yapmalı.

************************

Bendeniz naçizane ‘aerophobia‘ dan muzdaribim üzerinize afiyet. Konu hakkında uzun uzun yazmak istiyorum aslında ama ne yer yeter bunun için, ne zaman. O yüzden damdan düşen rahmetli Nasreddin Hoca misali, bana damdan düşen, ay aman uçakla uçmaktan korkan birisini getirin diyorum :) Hiç hazzetmediğim Sarah Jessica Parker’ın da aynı dertten muzdarip olduğunu öğrenince kadına o an içim ısındı, o derece yani.

Ne kadar sanal yüzüm gülse de etten-kemikten yüzüm pek gülemiyor. Amsterdam’daki kaza içimizi yaktı bugün.

************************

Bazen görülen göründüğü gibi değildir/
Bazen görünmeyen görüldüğü gibi degildir/
Bazen bakar ama gör-e-meyiz/
Ve ön/yargılarımızdır gözümüzdeki en kalın perdemiz…

Aşık Sanali :)

Read Full Post »

>Bir portakalagaci tarifi olan Arap kurabiyeyi yiyen MK, eline yuzune bulasan kurabiye kakaolarini silerken.

Ruzgarli bir pazar gunu.
Gole karsi araba ici klasik turk kahvaltisi.


Defolu ciktigi icin rahat kullanilamayan ama atmaya da kiyamadigim pipetler, bulasik makinasi kasikligi ile bir araya gelip bir ise yaradi :)

El emegi goz nuru.

Turkiye’de bir komsumuz bunlari cope atiyordu. Amman dedim elinden kaptim :) Annemin ordugu cok guzel, cok zarif danteller var ama kullanmaya kiyamiyorum. Ustelik onlari sergileyecek yer de yok evde. Hem su an cok hoyratiz. Belki hayat biraz daha durulup, bahceye bakan bir mutfagim oldugunda..

Sol bastan sayalim :)

Etiketsiz olan Basil denilen bir tur feslegen. Italyan feslegeni diye de bir isim uydurayim :) Bizdekiler kucucuk yaprakli olur ya, bu buyuk buyuk yaprakli. Soyle bir sey yani: Basil

Onun yanindaki, ustu acik ve etiketli olan kekik.

Hemen onun karsisindaki maydanoz.

Maydonozun yanindaki de enn favorim, kucuk kirmizi aciii biber :)

Onlarin ustu kapali cunku kafalarini topraktan cikarana kadar oyle durmalari gerekiyor.

Domates, lavanta ve rocket denilen roka’yi henuz zamani gelmedigi icin ekmedim. Onlar da mart-nisan gibi.

Galiba mart sonu gibi 1 ayligina Turkiye’ye gidiyoruz MK ile :)

Henuz kesinlesmedi ama bileti ayirttim. Isyeri ile konusup bugun ya da yarin odemesini yapmam gerekiyor.

MK ile yalniz gidecegimiz icin de bir basima nasil basedecegimin yollarini dusunurken uzun zamandir kullanmadigim slinglerden birisini cikardim. Upuzun bir kumas parcasindan ibaret. Kumasi vucudunuza ordan burdan gecirerek dolamanizla ortaya, bebeginizi ya da kucuk cocugunuzu cesitli sekillerde tasiyabileceginiz modeller cikiyor. MK 4 aylikken bununla ilgili uzun bir post yazmistim. Ilgilenenlere, yazidaki pek cok sling linkini dolasmanizi, baglama sekillerini resim ve video ile gosterenleri incelemenizi tavsiye ediyorum.

Ev Yapimi Slingler

Benim ilk zamanlar kullandigim sling Tricotti marka bir slingti. Iki kumas parcasinin bas ve omuzdan caprazlama vucuda asilmasi ile kullanilan cok basit ama kullanisli bir sling. Bir kac arkadas icin kumasin olculerini alip yazmam lazim ama ortalikta bulamadim. Galiba MK’nin kiyafetleri ile vakumlayip kaldirdim. Kusura bakmayin :( Bugun ya da yarin diyorum artik.

Tricotti

Geleleim fotograf makinasina. Su linkteki makinayi kullaniyoruz 2004’ten bu yana. Ben bu kadar ayrintili tanitamazdim makinayi, sagolsun link sahibi gerekli tum bilgiyi vermis :D

Fuji FinePix

Pilli olmasi basta dezavantajmis gibi gorunse de aslinda en azindan bizim icin avantaj. Cunku pillerin sarji bittiginde herhangi 4 kalem pil ile kaldigin yerden devam edebiliyorsun ama diger makinalarda bu mumkun degil cunku makinanin kendi sarj bolumunu elektrikle sarj etmek gerekiyor. Biz tekrar tekrar sarj edilebilen pillerden aldik, surekli kullaniyoruz.

Tanistirayim, Ayhan Isik:)

Müsebbibi :D

Bir kac olgun muz, 8-10 siyah bogurtlen ve bolca sut.

Read Full Post »

>Irkçılık

>Ayşe Arman bir yazı yazmış:

Yılan Ayşe

Neredeyse bir Hintli’yi bıçaklamak üzereymiş hanımefendi! Sebep? O anda ihtiyacı olan yardımı, kendisi söylemeden hemen anlayıvermediği, koşup ona yardım edivermediği için! Tabi canım, kölendi o senin. Alışmışsın Türkiye’de armut piş ağzıma düş yaşamaya. İnsanların sana kesintisiz hizmetine.

Neymiş aman aman Türk insanı çok pratikmiş, çok zekiymiş falan filan. Çok pratik olman seni kimseden üstün yapmıyor. Sen haklardan haber ver bi hele!

Herkes yaşayamaz yurtdışında, karışık milletlerle bir arada. Zorunda kalırsa yaşar tabi, niye yaşayamasın ama mutlu olamaz.

Çünkü buralarda yaşamak, Türkiye’de gördüğünde burun kıvıracağın insanlarla eşit haklara ve özgürlüklere sahip olarak yaşamaktır. Ayrıca oradaki pek çok lüksünden de fedakarlık etmek, kendi işini kendin görmek demektir.

Her bünye sindiremez bunu.

Sonra bunun adı, ay anlamıyorlar hiç pratik zekaları yok şekerim olur.

Bir de Ayşecim, adama o kadar vıdı vıdı yapacağına insan gibi, aşağıda bebek pusetleri olacak, sizden rica etsem bana bir tane getirebilir misiniz? diye kibarca sorsaydın şimdi bu yazıyı yazmamış olacaktın.

Ancak karşındaki anında, sen söyleme ihtiyacı bile duymadan senin işini görmek zorundaymış gibi davranırsan işte böyle alırsın cevabını.

Ha bir de, ‘Onu bıçaklamak üzere olduğunu’ Avrupa sınırları içinde söylemiş ya da yazmış olsaydın başına neler gelirdi bunları düşün.

Terbiyesizlik desen terbiyesizlik, ırkçılık desen ırkçılık.. Ne ararsan bizim küçük burjuvalarda…

Read Full Post »

>Lale

>

En sevdiğim çiçektir Lale. En çok da eflatun ve sarı rengi yakıştırırım bu narin çiçeğe.

Pizza hamuru yaptım ekmek makinasında. Sonra da o hamurdan avuç içi ebatında minik pideler. Pazar sabahı çıktı fırından sıcak sıcak :)

Aykırı.



Park sezonunu açtık :) Havalar hala soğuk ama artık başka bir soğuk :) Yani sonbahar ya da kış soğuğu gibi değil. Hava sıcaklığı çok artmamış olsa da, yumuşak bir soğuk. Bahar kokusu taşıyan, neşeyle göz kırpan..

Babasının iş yerinde. Yerlerde :)

Daha önce sarımsakları zeytınyağının içine koyuyor ve öyle dolaba kaldırıyordum. Bunun fotoğrafını çekip bloğa koymuştum ama sağolsun bir arkadaş uyarmıştı.. Yağ ve sarımsak bir araya gelince öldürücü olabilen bir zehir oluşabiliyormuş. İnternette, Wikipedia’da ayrıntılı bilgi var. Hemen o yöntemden vazgeçmiştim ama sürekli bozulmaya meyilli sarımsaklara başka bir çare düşünmem gerekmişti. Ben de sarımsağı tanelerine ayırıp, kapalı bir kavanozla buzdolabına kaldırdım. Sonuç? Harika :) Bozulmadan uzun süre dayanan mis kokulu sarımsaklar :)))

Ta taaaam :)) Yeşim hanım ve kerimesi MR hanım 6 haftalık Türkiye tatillerini bitirip Londonistan’a dönüş yaptılar. Gelirken sağolsunlar yanlarında çeşit çeşit hediyeler de getirmişler bizlere :) Bu Yeşim hanımdan değil ama onun aracılığı ile Meral’in ikizi Meltem hanımdan :)) Sağolsun canım benim MK’nın üstünü açma konulu yazımdan sonra hemen hazır etmiş :)) İnce düşünce diye buna derim işte :)))

Yeşimciğim ve mini mini tintini hanım kızı da oğluma yazın deniz kenarında kum taşıması için kocaamaaaan bir kamyon ve kürek-tırmık almışlar ki bir kaç gün önce yaz için aynen böyle bir şeyler almak geçti aklımdan. Onların fotosu da, MK -şimdilik evde ama umarım en kısa zamanda da deniz kenarında:)- oynarken çekilip eklenee :)))

Teşekkürler, arkadaştan öte kardeşler :))

Read Full Post »

>Valentine

>Cuma:



Cuma akşamı yemeğe çıkmaya karar vermiştik perşembeden. İş çıkışı MK’yı Aysel teyzesinden teslim aldık, yemeğe gittik. MK’nın karnı tok olduğu için biz yerken onun oturması mümkün değildi. Bu durumda yine eşimle sırayla yemek yedik :D Birimiz yedi diğerimiz yerde, eveet restorantta yerde :)) oğlanla karşılıklı araba yarıştırdı :))

Yemek sırasında; MK’yı o akşam yemekten önce değil de, 1 saat sakin sakin, başbaşa karı koca yemeğimizi yiyip ondan sonra Aysel teyzesinden alabileceğimizi hatırladık :) Yani o kadar nereye gidersek MK ile gitmeye, iş söz konusu olmadıkça onu kimseye bırakmamaya alışmışız ki resmen onsuz yemeğe çıkmak aklımıza gelmedi!! Bir dahaki sefere hatırlarız umarım :D

Cumartesi:

Burada, alooo alooo dedeee? diyerek dedesi ile/babamla konuşuyor :) Bunun bir de videosu var, bir ara eklemeli.

Cumartesi günü Meral’i de aldık ve doğuya doğru biraz açıldık :) Daha önce kardeşimle gezerken keşfettiğimiz yerlerden birisine uğradık. Aslında Londra sınırları içinde bir yer ama belki biraz daha yüksekte olduğundan oralarda hala yer yer kar vardı. Çok sevindim :) Kar sezonunu kapattık gibi duruyor ama bu ülkeye belli olmaz. Nisanda yağıp hayatı felç etmişliği de vardır. Nisan sonuna kadar umutla 1 kere daha yağması için bekleyeceğim :))



Bak buralar hep bizim :D




Söz konusu ayakkabılar :)

Latte with cream. Always.

Kahvenin kokusunu sevip tadını sevmeyenlerdenim. Ama kahve içme ritüelini de yaşamak isteyenlerden :) O zaman tek katlanabildiğim bol sütlü latte, mutlaka kremayla.

Anneyle 10, babayla ayrıca 10 kere inildi çıkıldı o yürüyen merdivenler :)

Read Full Post »

Older Posts »