Feeds:
Posts
Comments

Archive for August, 2008

>Çarşamba günü aşı oldu. İnşallah 4 yaşına kadar aşı defterini kapattık.

Mayo aldım oğluma :) Gittiğim havuzda bebek ve çocuklar için kurs var, haftada 2 saat. Yakında o kursa yazdıracağım. Belki, hiperaktif olduğu için doktoru tarafından, yüzmeye götürün, belki faydası olur denilen, en son Çin’deki olimpiyatlarda 8 altın madalya toplayan Michael Phelps gibi olur :P

Umut fakirin ekmeği :))

PS: Kuaybecim, tabii ki istediğin yazımı kullanabilirsin, sormana bile gerek yok :))

Advertisements

Read Full Post »

>Sühendancım, bütün özellikler MK’da var. Yaklaşık 16 aydır :)
Hiç bir çocuk kolay değil. Hepsi zor, hepsi yorucu; bazısı daha zor ve yorucu sadece :) Sen de iki erkek çocukla çok ama çok yoruluyorsundur eminim.

Ama yine şöyle bir hesap yaptım:P Bir anne normal çocuğuna tüm gün enerjisinin yarısını vererek baksa, ikiz çocuk ya da iki küçük normal çocuk annesi tüm enerjisini vererek bakar. High Need Child normal bir yetişkinin 5 katı enerjiye sahipse.. hmm.. 1 enerji=2 normal çocuk, 2 normal çocuk X 5 enerji= 10 normal çocuk!

Bu durumda 1 High Need=10 normal çocuk yapıyor :P

Şimdi çocuğunuza bakın, onun gibi 10 tane çocuğu yan yana koyun. Evet, high need child annesinin durumu budur :))

Teşekkür ederim duaların için, lütfen bana sürekli dua et :)

***************************

Didemcim, o zaman sana da Allah kolaylık versin diyorum arkadaşım :) Bora’ya da sakinlikler diliyorum :)))

Ben de kendimi suçluyordum, ama artık kim ne derse desin, bu çocuğu ben böyle yapmadım. Bu çocuklar böyle, kendilerine has karakterleri ile doğuyorlar, sürecin geçmesini ve büyümelerini beklemekten başka çare yok. Hepimize kolaylıklar :)

***************************

Huysuzcum, pardon arkadaşım, Efe’yi unutmuşum. Onunla ilgili yazdıklarını okurken huylarını oğluma benzetir ve zor bir çocuk olduğunu düşünürdüm. Ancak moralini bozmamak için sana bir şey dememiştim :) Welcome to the Club diyor, sabır diliyorum :)

***************************

Açalyacım, teşekkür ediyorum. Aklımı kaybetmezsem tecrübeli bir anne olacağımı umuyorum :P

***************************

Eminecim çok teşekkür ederim. Yok benden süper anne falan olmaz, hele de gün geçtikçe taşan sabrımla. Yine de bir şekilde bu durumla baş etmeyi öğrenebileyim yeter.

***************************

Sevgili Güldem, sana da kolay gelsin arkadaşım. İngilizce biliyorsan high need child olarak arama yap, pek çok makale, forum başlığı var bu konuda. Ben de elimden geldiğince çeviri yapmaya, taktik ve ipuçları aktarmaya-çevirmeye çalışacağım.

***************************

Sevgili Nihan, kitabı bugün e-bay’den ısmarladım. MK bebekken Dr. Sears’ın sitesindeki high need baby makalelerini okumuştum, o zaman da özellikleri uyuyordu, şu an da uyuyor gibi geliyor bana:) Yine de kitabı bir okuyayım, okudukça buraya aktarayım.

***************************

Sevgili yasemin, sana da kolay gelsin. Zaten çocuk büyütmek başlı başına zor. Kolay çocuk yok galiba, zor ve daha zor var :))

***************************

Avukat hanııım avukat hanııım :) 1 haftalığına sana bırakayım da bi kafamı dinleyeyim, ne dersin :P

***************************

Ayşe Şulecim, ben diyorum ki eve bir kameraya koyayım, 24 saat canlı yayın yapayım, kamuoyu karar versin, nasıl fikir ama :P

***************************

Sevgili Mert’in sevgili annesi; umudunu yitirme, belki 6 ay içinde mucize olur ve kendi kendine uyumaya başlar :) Büyüyünce efendi olduklarında bugünlerin acısını çıkarırız di mi? :P

***************************

Banucum, teşekkür ediyorum canım, inşallah öyle olur, inşallah kendim de dahil tüm çocuklar öyle olur :)

***************************

Evet Nimoşum, hepsi, hatta daha fazlası :P Özlem’i gönderdim oraya, sen bi de birinci elden tanık olarak ona sor :D

***************************

Teşekkür ederim Özlemcim, amiin amiin:) Hepsi kıymet bilir inşallah.

***************************

Kuaybecim :)))

Kader arkadaşım :D

Bana bunu sen böyle yaptın diyenlere, hatta bunu ima edenlere, içimden; eh Allah aynısından bir tane de size versin de göriiiim siziii :D diyorum :)) Dışardan da şey denebilir aslında, mana bulmayın yoksa başınıza gelir :P Belki korkup bir daha yorum yapmazlar hehehhe :))

*********************************************************************************

MK da, Ela Selin de daha bebektirler. Bir gün Özlem’in blogunda gün içinde neler yaptıklarını anlatan yazısını okumuştum. Çok iyi hatırlıyorum, çünkü hiç aklımdan çıkmıyor:P Özlem bir yerde, sonra Ela Selin iki saat kadar oyun halısının üzerinde kendi kendisine yatıp, oynuyor gibi bir şey yazmıştı. Veee benim gözlerim yuvalarından fırlamıştı :) MK’yı ben o güne kadar değil 2 saat, hatta 2 dakika, 2 saniye bile kendi kendine bırakamamıştım. Ana kucağına koyarsın ağlar, sen onu ordan alana kadar da bağırmaya devam eder. Yatağa zaten koyamazsın, kıyameti koparır. Kendi kendine oynamak nedir, doğduğundan beri bilmez, sürekli birisi onu tutacak, birisi onunla konuşacak, birisi onunla oynayacak!

Özlemcim, o zaman nazar değmesin diye bir şey diyememiştim ama inan sana çok özenmiştim :D

Bazen Dante’nin, Arel’in ya da diğer çocukların kitaplarını getirip okuttuklarını falan okuyorum. Bu da bizim hayatımızda olmayan bir şey mesela. Evin her yeri kitap, kağıt, kalem :P MK’nın kitapları ayrı, benimkiler ayrı. Ama ne onun sabit bir şekilde oturmasına imkan var, ne sizin elinizdeki herhangi bir şeyi onun mıncıklayıp, kurcalayıp, içini dışına çıkarmadan tutmanıza imkan var. Ama bu konuda bir gelişme var :D 1-2 haftadır kitaplarından birisini önüne alıp, 5 dakika kadar kitaptaki karakterleri göstere göstere bir şeyler anlatıyor :) eh 5 dakika 5 dakikadır :P

Benim için en moral bozucu şeylerden bir tanesi, MK bebekken ondan daha büyüklerin bloglarında gelişmeleri okurdum. Ha tamam, 6 aylık olunca daha sakin olacak, düzeni oturacak vs diye umutlanırdım. Sonra 6 ay olurdu, eh belki bir kaç ay içinde düzelir derdim.. Sonra 16 ay oldu, kendinden 1 yaş küçükler bir düzene oturdu, bizimkisi hala aynı, yeni doğmuş bebelerden beter.

Ben 16 aydır daha 16 kere; onun kucak istediği için paçama yapışmadığı, kucağıma almadıysam ağlama krizine girmediği, o kucağımda olmaksızın, rahat rahat yemek pişirdiğimi, bulaşık yıkadığımı bilmem. 16. ayının içinde ama ben hala daha o kucağımda yemek yapmaya, bulaşık yıkamaya çalışıyorum. İlla o da gelecek, o da bakacak, o da kurcalayacak, o da görecek, kucakta olacak! Hiç bir şey, hiç bir patates, soğan, mutfak eşyası onu oyalayamıyor.

Alma diyebilirsiniz, almamayı çok denedim. Ama o kadar tiz sese, o kadar ağlamaya, vicdanım dayansa da kafam dayanmıyor :)

Ha, yapma boşver de diyebilirsiniz. Zaten yemek, bulaşık ve çamaşır dışında hiç bir şey yapmıyorum :) Ama sürekli sizin yakanıza, paçanıza yapışmış bir çocukla bunalıyor, bi 10 dakika başka bir şeyle uğraşmak istiyorsunuz. Zaten yaz geleli bir tek uyumaya eve giriyorz, orası da ayrı mesele :))

Dr. Sears; “Aslında bütün bebekler ‘high need’ bebektir, çoğu bebeklik dönemleri boyunca en az 1 alanda high need bebek olurlar. Sadece bazıları, diğerlerine göre daha çok high need bebektir.” diyor.

Kuaybe, ben ya da bizler gibi ilk çocuğunda high need baby ile karşılaşmış annelerin işi biraz daha zor. Sadece tecrübesizlik açısından değil, etraftan gelen yorumlar açısından da. Çocuğun davranışları anneden biliniyor maalesef. İlk çocuğunu yetiştiren anne de kendisini suçluyor, neyi yanlış yaptım, yapıyorum diye.

Dr. Sears ve hemşire eşinin, birisi Down Sendromlu, yanılmıyorsam 7 çocukları var. Ve bunlardan bir tanesi high need baby/child imiş. Şimdi benim de 7 çocuğum olsa, öncesinde 3-5 tane yetiştirmiş olsam bileceğim ki bu çocuğun davranışları benden kaynaklanmıyor, huyu böyle. Sonuçta insan az çok tüm çocuklarını aynı yetiştirir herhalde. İstisnai durumlar hariç.

Çevremizde MK gibi başka çocuk yok dedim ama aslında 1 tane var. Onu saymadım çünkü o artık huy değiştirmeye başlamış, annesini çileden çıkaran günlerden daha sakin bir çocuk olma zamanlarına gelmiş 2.5 yaşlarında bir kız çocuğu. Arkadaşımın 7-8 yaşlarında bir de oğlu var. O yüzden mesela o ilk çocuğunun kolay, ikincisinin doğuştan, kendinden zor bir çocuk olduğunu biliyor.

Onunla konuşup MK’yı anlattığımda bana hep; benim kızım da aynı böyleydi der. Ve bana hiç tavsiyede bulunmaz. Kadıncağızın tavsiye edecek bir şeyi yok çünkü kendisi denemiş ve hiç bir şey işe yaramamış :) Beni sadece dinler, nasıl olduğunu biliyorum, büyümesini bekleyeceksin, büyüyünce geçecek der :)

Okumak isteyenler için bir kaç link veriyorum:

12 FEATURES OF A HIGH NEED BABY

THE CHANGING PERSONALITY PROFILE OF THE HIGH NEED CHILD

Bu makale bir anne tarafından, oldukça esprili ve açıklayıcı bir şekilde yazılmış:

Raising your spirited child

Veee son olarak, taze taze, bu akşamdan iki foto :

Read Full Post »

>Uzun zamandır MK’yı anlatırken sık sık kullandığım bir cümle var; Gördüğüm, tanıdığım hiç bir çocuğa benzemiyor!

MK’dan önce bebek ve çocuklar hakkında hiç bir bilgim yoktu. MK ile yeni bir dünyanın içine girdim. MK’yı ve yaşıtlarını karşılaştırabildiğim bir dünya bu. Çoğu zaman umutsuzluğa kapılmama sebep olan farklılıkları gözlemleyebildiğim bir dünya. MK çevremizdeki çocukların hiç birisine benzemiyor. Sanki başka bir gezegenden gelmiş gibi, bambaşka bir çocuk.

Bu akşam çalışmam gerekiyordu. Ancak MK ile ne mümkün. Uyanmalar, uyanmalar.. Gece emzirmelerine geri döndüm. Çünkü kesmiş olmam bir şeyi değiştirmedi.

Saat 23.53, az öncesine kadar bazen gülerek, bazen ağlayarak araştırma yapıyordum internette. Son okuduğum makaleyi çevirip buraya yazmaya karar verdim.

Benim oğlum High Need Child. Yani kesintisiz ilgi isteyen bir çocuk. High Need Baby idi, aylar aylar önce de yine kah gülerek, kah ağlayarak okumuştum makaleleri. Şimdi high need toddler oldu. Bilgi tazelemeye ihtiyaç duydum.

Kesintisiz İlgi, (hatta bence insanüstü ilgi:) İsteyen Çocuk nasıl bir çocuktur?

1. Supersensitive: Çevresindeki değişikliklere, özellikle de ani olanlara karşı çok duyarlıdır. Sürekli rutin yaşantılarını sürdürmek isterler, bunu engelleyecek değişiklikler kendilerini deli eder :) Bunun yanısıra, kıyafetlerindeki etiketler, sentetik kumaşlar vs. dahi onları rahatsız edebilir.

2. Intense: Yaptıkları her şeyi büyük bir enerji ile yaparlar. Yüksek sesle ağlar, yüksek sesle güler, diğer çocuklara göre daha tutkulu ve uzun oyun oynarlar. Hayattaki her şey onlar için önemlidir ve yaşamdan zevk alırlar. Yine bu sebepten, diğer çocukların eh işte diyebileceği komikliklere kahkahalarla gülebilir, diğerinin çok dert etmeyeceği olumsuz şeylere dünyanın sonu gelmiş gibi tepki gösterebilirler. Yani yaşadı mı, tam yaşarlar :P

3. In demand of constant attention: Sürekli ama sürekli ilgi, alaka isterler. Bu tür bir çocuğu kesinlikle kendi haline bırakıp sakinleşmesini bekleyemezsiniz. Asla yatağında ağlatarak kendi kendine uyumasını sağlayamazsınız. (Annevebebişi: Bazı forumlarda bu tür çocuklarını, yatağında kendi kendine uyumayı öğrenmesi için, haftalarca sabaha kadar ağlattıkları halde uyutmayı başaramadıklarından ve vazgeçtiklerinden bahseden anne-babaların yazıları var.)

Eğer onu kucağınıza almanızı istiyorsa, hiç bir şeyle, oyuncakla, kitapla ya da başka bir insanla dikkatini dağıtamaz, isteğinden vazgeçiremezsiniz. Dünya yıkılsa da onu kucağınıza almak zorundasınız. Kucağınıza alana kadar bağırmaya devam edecektir.

4. In need of physical contact very often: Sürekli fiziksel yakınlık isterler. Kucağınızdan indirdiğinizde dünyayı başınıza yıkarlar :) Diğer bebek/çocuklara göre daha uzun ve daha sık emmek isterler, uyumayı reddederler. Genellikle anne-baba ile aynı yatağı paylaştıklarında, fiziksel yakınlık sağlayabildikleri için daha iyi uyuyabilirler.

5. Constantly active: Hiç durmadan ama hiç durmadan hareket ederler! Bir dalı tutmadan diğerini bırakmayan maymunlar gibi bir işten diğerine koşarlar. Bir an için oturup, herhangi bir şeyle uzun bir süre ilgilendikleri pek görülmez. (Bu durum hiperaktiflik ile karıştırılmamalı, daha çok fazla enerjinin kendini dışa vurumu olarak görülmeli diyorlar.)

Daha bebekken ve kendi kendilerine hareket edemezlerken bile, yürütülmeyi, kucakta taşınmayı, sallanmayı isterler. İlk bir kaç yıl oturup kitap okuma ya da küçük oyunlar oynama gibi aktivite yapma şansınız pek yoktur.

6. Draining on your energy: Kendilerine bakan kişinin, anne-babanın kanını, iliğini emerler :) Tüm enerjilerini silip süpürürler. Sürekli fiziksel yakınlık istemeleri, kucak istemeleri, kendilerine ait 10 dakikacık olsun bir zamana ihtiyacı olan anne babalarını canından bezdirir:)) Yetişkin bir insanın fiziksel olarak beşte biri ebatında olan bir çocuğun onların 5 katı enerjiye sahip olmasının ne demek olduğunu; bir Allah bir de zavallı annesi bilir :)))

7. Uncuddly: Bu cinslerin bazısı sıkıştırılmaktan hoşlanmaz. Bunlar bebekken kundaklanmaktan hoşlanmaz, kesinlikle bebek arabasından nefret eder, sıkı sıkı sarılınıp kucaklanmaktan hazzetmezler. Bazısı kucaklanmayı sevebilir ancak sadece keyfi istediği zaman!

8. Unpredictable: Bu çocuklarla hayat acayip renklidir. Bugününüz yarına benzemez :) Çünkü bugün hoşlarına giden şey yarın onları sinir edebilir. Uyku düzenleri haftadan haftaya değişebilir. Hayat bu çocuklarla tıpkı poker oyunu gibidir, bugün şansınıza ne çıkacağını hiç bilemezsiniz.

9. Constantly feeding, especially nursing: Non-stop, durmaksızın emmek isterler :)))) Diğer bebekler gibi 2.5-3 saatlik emme rutinleri bunlara uymaz. Bazısı sonsuza kadar emmek istiyormuş gibi davranabilir. Tabi bunun asıl sebebi, fiziksel yakınlık ihtiyacıdır. Emzik almayanlar annelerini emzik yerine kullanırlar :)))

10. Frequently waking up at night: Gece boyu durmaksızın uyanılar!

Bu cinsleri ne uyutması kolaydır, ne de gece boyu uyumalarını sağlamak. Sürekli, sürekli uyanırlar. Gece boyunca uyanmaksızın uyumalarını 3 aydan, özellikle de 6 aydan önce beklemeyin. (Annevebebişi: Bunu okuyunca ‘saçmalamayın, ne 3 ayı, ne 6 ayı’ dedim, ama sonra arkasından şunu okuyunca hah! Şimdi oldu dedim:)))

Uyanma aralıklarını kısaltsanız da, gece boyu, uyanmaksızın uyumaları 2-3 yaşını bulabilir.

While a high need child is certainly different, he/she is also a wonderful, challenging child who will help you to become a better parent.

Bu çocuklar kesinlikle diğer çocuklardan farklı olmakla birlikte; sizin kendi çapınızda daha iyi bir anne-baba olmanıza yardım edecek harika, zorlayıcı çocuklardır.

Kaynak: High Need Children

Eğer aklımı kaçırmazsam bu süreçte daha iyi bir anne olabilirim belki! Bugün Yeşim bana, inşallah ikinci çocuğun uslu, sakin, kolay bir kız olur diye dua ediyordu :) İnsanlar halime acıyor artık :P

Yarın Dr. Sears’ın şu kitabını bulabilirsem alacağım: The Fussy Baby Book : Parenting Your High-Need Child From Birth to Age Five

Linkteki kitap kapağına çok güldüm. Normal bir çocukla MK’nın karşılaştırması diyebiliriz o resme :)

Bu arada çevrede MK’ya benzeyen çocuk yoksa da bloglarda bir tane var:) Minik Melek Yusufcuk da anladığım kadarıyla bu kategoride. Kuaybecim, şu kitaptan bir tane de sana alıp göndereyim :)



Read Full Post »

>Yaza veda partisi yaptık cumartesi. Mangal sezonunu kapattık :)

Bugün, pazar günü, önce güzel bir kahvaltı, sonra da köprü altı keyfi :)

Yarın resmi tatil, kız kıza Ikea+yemek+gezmek, inşallah :)

Var çok foto ama yok hiç vakit :) Akşamları MK uyuyunca bol bol iş yapmaca :)

******************

MK uzun zamandır elleri ve kollarını da kullanarak diğer insanlarla uzun uzun konuşuyordu. Özellikle diğer milletlerden çocuklar ne anlattığını sorduklarında, (ana dilinde bir şeyler söylediğini düşünüyorlar doğal olarak) “bilmiyorum, kendine ait bir dilde konuşuyor” diyordum :)

Ancak artık ne dediğini daha net anlıyoruz.

Cuma günü içtiği elma suyu yere dökülünce yeri gösterip bir kaç kez; döküldü dedi.

Döküldü,
Düştü,
OrdaBurda,
Pişiyo, (Ocaktaki düdüklü tencereyi göstererek:) Bir tek o tencere yüksek ses çıkarıyor çünkü:))
Düştüğünde ya da kafasını bir yere vurduğunda acıyan yerini tutarak; acıdı,
Ama en güzeli: Annecim :)

gibi kelimeleri söylüyor. Daha bir sürü benzer 2 ve 3 heceli kelimeleri kullanıyor. O kullanıyor da biz anlıyor muyuz, asıl mesele o :)

Bu sabah kahvaltıda, tüymeye çalıştığı için kapattığım sokak kapısını gösterip; aç gitcem dedi bir kaç kez babasına. Baştan anlamadık ama Yeşim aa aç gitçem diyor deyince farkına vardık. Decoder bağlamalı çocuğa :))

Read Full Post »

>

Arkadaşlar, doğumgünü mesajlarınız ve güzel dilekleriniz için çok çok çoook teşekkürler :)


Salı günü hem Meral’in pazartesiye denk gelen doğumgününü kutladık, hem de çarşamba günü Türkiye’ye -şimdilik:)- kesin dönüş yapan Özlem’in veda partisini yaptık.

Ortadaki pasta da Meral’in iş arkadaşından olunca herkes pastaya doydu :)

Bugün -çarşamba- Özlem’i havaalanına bıraktık. Son zamanlarda hem eğitim, hem tatil için UK, Avrupa, Türkiye arasında bol bol uçtuğundan gidişini henüz tam algılayamadım. Ama geri dönmezse onu çok çok özleyeeğim :( Dostluğumuz 13 yılı bitirip 14’e girecek yakında. Anlatmaya çalıştım, bir kaç paragraf yazdım ama hepsini sildim. Onun benim için ne ifade ettiğini anlatmaya kelimeler yetmiyor. O biliyor ya, yetiyor :)

“Tekerlekli herhangi bir şeyi sürme hastası” oğlum havaalanında da trolley’i ordan oraya sürükledi :) Üzerindeki turuncu t-shirt ve işçi tulumuyla tam havaalanı çalışanı gibi oldu :) Oysa ki biz çocuğumuzun high class’a dahil olacağını hayal ediyorduk :P


Bugün havuzdaydım. Süperdi. Oğluşu spor merkezinin kreşine bırakırken ağlıyor. Ara ara ağladığını söylüyor bakıcılar. Ben almaya gittiğimde oyuncaklarla oynuyor buluyorum. Zamanla alışacağını umut ediyoruz hep birlikte :) Alıştığında 1 saati 2 saate çıkarmak istiyorum :)

Apartmandan 2 komşum daha spora&havuza yazılmaya karar verdi :))) Sanırım -en azından- spor için aktivite arkadaşlarımı buldum :P

Bugünlerde e-baydeki designer çantaları ava çıktım, tavsiye ederim :)

Read Full Post »

>

18.08.2008 :)))

İyi ki doğduuun MELTEM TEYZEEEEE!

İyi ki doğdduuuun MERAL TEYZEEEE!

İYİ Kİ DOĞDUNUZ MERAL AND MELTEM TEYZELEEEER :))))

İYİ Kİ DOĞ-DU-NUZ SİZZZ-LEEEEERR (Kafiye bulamadım:P)

Gelenseksel doomgünü haftası başlamış bulunuyor :))

Doğumgünüm geçen hafta içine denk geldiği için haftasonu kutlamaya karar vermiştik. Ancak eşim yine de her zamanki pastanemize, geleneksel pastamızdan yaptırmış. errmm biraz iki kişi lüpletmiş olduk ama neyse, ağustos çıkmadan, daha iki tane doomgünü var, telafi ederiz :)

Bu da haftasonu, geleneksel:P bahçe mangal partisinde bizim çocukların bana sürprizi :) Harika bir cheesecake&baklavaydı :)) Akıl eden Yeşim’e, koştura koştura gidip alan Meral’e ve tabi Özlem’e.. Hediyeniz için de çok teşekkürler, o an, o kalabalıkta duygularımı ifade edemedim ama siz zaten beni anlarsınız ;)

Her baktığımda sizi anacağım :) İyi ki varsınız, iyi ki..

Bizim buralarda yaz artık bitti. Üstümüzden tam olarak çıkaramadığımız, her an elimizde ya da çantamızda olan hırkalar, kont montlar, ceketler artık sırtımızda.

İşte size minik bir Zihni Sinir :)) Bisiklet onun değil, niye dokunmasına izin vermiyorum diye ağlıyor :)

Annesinin doğumgünü partisi için süslenmiş MK :))

Bu akşam, pazar olmasına rağmen çalışan eşimin iş çıkışında MK’yı teslim ettim. Onlar baba-oğul biraz alışveriş, biraz gezme, sonra yemek ve oyunla vakit geçirirken kendimi spor salonuna attım.

20 dakika koşu bandı+10 dakika bisiklet+10 dakika Elliptical Cross Trainers denilen şu alet+10 dakika kürek çekme+5 dakika merdiven çıkma fonksiyonu olan bir alet.

10 dakika bisikletle yakılan kalorinin 3-5 dakikada kürek çekme ile yakıldığını gördüm, şaşırtıcıydı :)

Read Full Post »

>MK’nin görmediği bir ‘Soho’ kalmıştı, onu da bu akşam Özlem teyzesinin veda partisi sayesinde gördü :)

Read Full Post »

Older Posts »