Feeds:
Posts
Comments

Archive for May, 2008

>Bizden kisa kisa haberler:

  • Evde oglumla yalniziz. Arkadaslarimizdan gelen israrlara dayanamayip, muhtemelen persembe gunu bir yerlere kapagi atmayi dusunuyorum:)
  • Carsamba arkadasim Gul gelecek, persembe gidecek. O yuzden kapak atma planlari persembe gunu icin yapildi:)
  • Yine carsamba gunu MK’nin 1. ya$ asisi var. 2 asi vurulacak. Umarim kolay atlatiriz. Asilardan bir tanesi biraz agir. Ates, huysuzluk vs olursa belki persembe ve sonrasinda evde kalmayi tercih edebilirim.
  • Bilgisayarin ekrani konusuna kesin cozum bulduk. Dun Meral tv ekraninin arkasina sakladi, boylece MK’nin da bilg. ekrani cekistirmeleri son buldu. Simdi bir de tv ekranini cekistirmesine bir cozum bulduk mu, bu is tamamdir:)
  • Meral’in fotograf makinasini odunc aldik, bol bol fotoya devam:) Yalniz hepsini daha sonra, topluca yukleyebilecegim icin fotolar birraz gecikmeli olacak.
  • Oglum eline, mutfak bezlerinden birisini alip mutfak dolaplarini siliyor:)))
  • Yurumeye basladi demis miydim? :))) Esimle karsi karsiya gecip MK’nin birimizden digerimize gitmesi icin tesvikte bulunmustuk daha once ama cesaret edemeyen oglum her seferinde, popo ustu oturmayi tercih etmisti:) Dun Meral’le yerde otururken Meral, bana tutunup ayakta durmaktan olan MK’ya, “gel bana” yapip cagirdi. MK da oyle kendi kendine iki adim atip Meral’e gitti:) Tabii bunu gorunce acayip heyecanlandik ve ogleden sonramizi karsilikli oturup MK’yi birimizden digerimize yurutmekle gecirdik:) MK kamerayi gorunce ise nokta koyacagi icin maalesef videoya cekemedik. Esim gelene kadar calistirmaya devam edecegim/z, babasini yuruyerek ya da kosarak karsilamasini istiyorum:) Esime guzel bir surpriz olur:))
  • Hangi dikis makinasini alacagima karar verdim:)) Onumuzdeki hafta ismarliyorum:) Cok heyecanliyiimmm:))))
Advertisements

Read Full Post »

>Bir onceki postun yorumlarindan yalniz olmadigimi anlayinca sevinsem mi, uzulsem mi bilemedim :)) Postu okuyan annem ve babam burnumdan derin derin nefes alip agzimdan vermemi tavsiye ettiler. Vucuttaki oksijen akisina faydasi olmasi acisindan. Bir de cay icerken, son bardaga bir kac karanfil tanesi atmami soylediler. Yorgunlugu aliyormus. Dun aksamdan beri ictigim tum caylara atiyorum:) Son bardak kesmez beni, her cayi karanfilli icersem belki:) Bilmiyorum psikolojik mi ama sanki biraz daha iyi hissediyor gibiyim:))) Siz de bir deneyin ve ise yarayip yaramadigini bana haber verin lutfen. Herkese acil sifalar:)

Esimi bu sabah Gana’ya, Afrika’ya yolcu ettik. 10 gun yok maalesef. Ben de gitmeyi cok istiyordum ancak esim 3 asi olmak zorunda kaldi. Ayrica Gana’da bulundugu sure icerisinde ve geldikten bir sure sonra da ilac kullanmak zorunda. Bazi hastaliklara karsi onlem icin. Henuz kucuk oldugu icin MK’ya ve emziren bir anne oldugum icin bana uygun olmayan asi ve ilaclar oldugundan bize esimin yolunu gozlemek dustu:)) Tabi fotograf makinasini da yaninda goturdugu icin bir sure foto yok sanirim.

Oglumun oto koltugu artik kucuk gelmeye basladi. Su buyuklerden bir tane alma zamani geldi. Ha bu arada, Hong Kong’tan gelen dikis makinam bir kere bile kullanamadan bozuldu! Ucuz etin yahnisi diye bosuna dememisler. Cok tepem atti, gerceginden kocaman bir tane almaya karar verdim. Dikis dikmeyi bilmiyorum ama belki boylece ogrenirim kim bilir? :)

Sling kumasim henuz gelmedi:((

Sevgili Yesim’in annesi ve babasi geldiler Tr’den. MK, Yesim’in babasi Mustafa amcanin elinden cukulatayi sildi supurdu:)

Rapci MK :))

Evden her cikisimiz paldir kuldur oluyor. Gecen gun yolda farkettim ki cocugun ayakkabilarini ters giydirmisim:)

Gel keyfim geel:))

PS: Sevgili rh+ mail adresim: annevebebisi@gmail.com

Read Full Post »

>Cok cok cok cok yorgunum:(

Gecen gun dusundum de, fazlasi var eksigi yok, 10 yildir yorgunum ben. 10 yil suren yorgunluk mu olurmus demeyin:)

4 yil kadar once yorgunluk sebebiyle doktora gitmistim, Tiroidlerim icin test istemisti doktor. Yavas calisan tiroidler yorgunluk yapabilir diye ancak tiroidler normal cikmisti. Kan testi istemisti, onlar da normal cikmisti.

Hamilelikten cok once pregnacare almaya baslamistim, guclu bir multivitamin pregnacare. Hamileligim sirasinda bile demir eksikligim olmamisti. Vucudumdaki vitaminler tamam yani.

Tiroidler OK
Demir OK

So what else?

Insan 10 yildir yorgun olur mu ya? Biraksalar tum gun uyurum herhalde:)

Gerci 10 yildir tatil yapmamis olmamin da bu ise katkisi olmus olabilir. Daha Tr’den yeni geldin diyebilirsiniz ama gezmekle dinlenmek arasinda cook fark var:)) Soyle tertemiz havasi olan bir dag basina falan gitsem, acaba o zaman da sabahlari yataktan dayak yemis gibi kalkar miyim? Butun gun, yorgun bedenimi nasil dinlendiririm diye dusunur muyum?

Bir dag basina gitmeden bu sorulari cevaplayamayacagim sanirim:) Bu yaz Scotland’a gitsek diye hayal kuruyoruz, belki Iskocya’nin daglari ve havasi ise yarar.

Ya da soyle toksinlerden arinma diyeti falan mi yapsam?

************************

Laptop bir sureligine arkadaslarda, esimin bilgisayarina da yukleyemedim fotolari. O yuzden bir sure foto yok maalesef:(

************************

2 gun oncesine kadar, MK ile carsiya ciktigimda ve eve posterlerle dondugumde 4. kata cikmak cok zor ve yorucu bir isti. Omuzlarimda posetler, bir kolumda MK… sling cok ise yarardi, MK slingte olunca iki elime posetleri alirdim falan.. Ama artik o gunler geride kaldi:))) Cunku 2 gundur MK ilk basamaktan son basamaga kadar, 4 kati, merdiven demirlerine tutuna tutuna ya da emekleye emekleye, kendi basina cikiyor:)) Ben de arkadan elimde postlerle gidiyorum:) Tabii son kata geldigini anlayinca hemen geri inmek istiyor ama bir sekilde eve sokmayi basariyorum:)

Read Full Post »

>

Pazar günü 2 Kale gezisi yaptık. İlki, England’ın* en uzun kalesi olan Rochester’dı.
1066 yılında Normanlar tarafından yapılmış, neredeyse 1000 yıllık eski ve büyüleyici bir kaleydi.

Bu kalenin en tepesine kadar tırmandık maaile :)

Kalenin tam karşısında, Birleşik Krallığın (tüm İngiltere’nin) en eski ikinci katedrali vardı.

Kalenin bahçesinden bir görüntü.


Kalenin minyatürünü yapıp, geçmişini canlandırmışlar.

Katedralin yukarıdan görüntüsü.

Pazar günü hava zaten rüzgarlıydı, 4 tarafı açık kalenin tepesine çıkınca daha da şiddetli bir rüzgarla karşılaştık. Fotoğraftan da belli oluyordur sanırım :)

Sanırım herkes okuyabiliyordur :) Ahmet ve Emine de bir zamanlar bu kaleyi ziyaret etmiş:) Anlamadığım, bu yazıyı oralara kazıyacak zihniyetin o kalede ne işi var? Allah’tan tarihi duvalarlara falan yazmamışlar, en azından biz görmedik, sonradan yapılma tahta bir kapının üzerindeydi.

Bahçenin yukarıdan görüntüsü.

Oğulcuğum o gün çok uykuluydu. Kaleye gelmeden önce 1 saat kadar arabaa uyumuştu ama uykusunu alamamıştı. Yine de sağolsun hiç mızıldanmadan bize eşlik etti. Her zaman yapmaz;))

Şehir merkezinden bir görüntü. Bu evler yüzlerce yıllık, restore edilerek kullanılmaya devam ediliyorlar.

Günlerdir bu postu bitirmek için uğraşıyorum ama fırsat olmuyor :) Şimdilik bu kadarını yayınlayayım, ikinci bölüm en kısa zamanda:)

*England, bizim İngiltere dediğimiz ancak aslında Birleşik Krallık olan ülkenin 4 küçük ülkesinden sadece birisi. Diğer üçü; Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda.

Read Full Post »

>Bugün -yine- Yeşim’lerdeydik. MK, babasının kucağında uyuyan yeni arkadaşının ağzındaki emziğe hızlı bir atakta bulununca emziği verdik eline :))

Du bakalım, şu kız bütün gün curk curk emiyor, neymiş hikmeti?

mmmmm..

hehehe süpermiş yahu :P

dur kız iki dakka aa! Yemedik herhalde :P

Bugün -yine- doğumgünü kutladık:) Oha artık dediğinizi duyar gibiyim :P 40 gün, 40 gece kutlama diye de buna denir herhalde :) Bu sefer de eşim pasta yaptırmış. hmm sanırım bu yıl için bu son :P Zaten şurda ikincisine ne kaldı :P

Bu arada bildiğiniz gibi oğlumun adı KAAHAN değil, KAAN :) Hatta KAAHAN diye bir isim yok. Pastayı yapanlar da İngiliz falan değil, Türk :) Üstelik eşim telefonda harf harf söylemiş ismi :) KAĞAN olarak falan yazılmasını anlarım da, hiç birimiz çözemedik, nedir KAAHAN :)) Neyse, bize malzeme çıktı, epey geyik çevirdik üzerine :)

Bu da eşimin müdehalesinden sonra :))

Read Full Post »

>

Dağda belimde odun beni ne hale kodun
Tarlada ırgat avrat, hanede hazır hatun
Bir uşak göbeğimde altısı eteğimde
Yedi bitirdi beni, anandaki o çene
Dünyanın gailesi, yetmezmiş gibi bir de
El ayak çekilince sen bitersin dibimde
Uy çalsın kemençeler de ben bir horon tepeyim
Çatlasın kaynımgiller, bari kurtlarım dökeyim
Fındığı ben toplarım, kırması sana düşer
Uy ellerin iyisi, geh geh gerinip şişer
Üşüdüm senden baba ocağı, gözümde tüter
Uy adaletsiz dünya, gücün hep bize mi yeter?
Bir bezden bebem vardı bohçamda hayallerim
Kızlığım yarım kaldı, ben annemi isterim

Bu akşam, bir yandan internette dolaşıp bir yandan arka planda Hatırla Sevgili’yi dinlerken bu türkü çalmaya başladı dizide. Diziyi bırakıp türküyü arka arkaya dinlemeye başladım. Uzun zamandır dinlemiyordum. Ne kadar hüzünlü bir türkü..

*********************

Saatlerdir youtube’de horon videoları izliyorum :) Nilly geldi aklıma, hatırladığım kadarıyla o da takıldı mı takılır youtube’e:)

Horon dünyanın en hızlı dansı olarak dünya rekoru kırmış, videoları izlerken öğrendim.

Düşündüm de, kalori yakmak için harika bir dans :))

Read Full Post »

>

Yağmur altında..

Buranın havasına hiç güven olmayacağı malum. 22 derece ve üzerinde seyreden ancak nem sebebiyle 30 derece ve üzerindeymiş gibi hissedilen sıcaklardan sonra 14 derecelere ve yağmura merhaba dedik :)

Yine de bu durum günlük yürüyüşümüze engel olamadı :)

Merdiven Komandosu :)

Minik Fare :)

Bu akşam, e-bay’den, Hindistan’dan sling için kumaş; ıvır zıvır dikmek için de Hong Kong’dan mini bir dikiş makinası sipariş verdim. Türkiye’deki fiyatlardan bile ucuza hem de! Küreselleşme denen meret bu işte :)

Bir kaç gün önce -sanırım- BBC haberlerinde; yıkanabilir bezler, ‘reusable nappies’ üzerine bir haber vardı. Ana haberlere çıkacak kadar gündemde olan bir konu buralarda:))

Bambu bezleri aldığımdan bu yana -gündüzleri olmak kaydıyla- sürekli kullanıyorum ve çok memnunum. O kadar alıştım ki, hazır bezi kullanmakla onları kullanmak arasında hiç fark yok. MK’nın çamaşırları ile birlikte yıkamaya atıyorum, asıyorum. Hazır beze oranla tek fazlalığı çamaşır makinasına atıp çıkarmak.

Geceleri kullanmıyorum çünkü zaten uykusu hafif olan ve az da olsa gözünü açınca kolay kolay uyumayan MK’nın bir de ıslak bez sebebiyle uyanmasını ve geceMİN kabusa dönmesini istemiyorum :)

Yeşim telefonda, kızının özellikle altını açtığında çişini yaptığını söyledi. Bütün bebekler öyledir. Henüz beze tuvaletlerini yapmayı öğrenmedikleri için altları açılında çişlerini yaparlar :) Bu dönem onları bezsiz yetiştirmek için de en uygun zamandır. Ama yeni doğum yapmış ve kafasında bir sürü şey olan, yorgun bir annenin yapmak isteyeceği son şeylerin arasında bebeği bu tuvalete alıştırma işi vardır sanırım :))

Ancak maşallah kayınvalidem 3 çocuğunu da daha bebekken tuvalete alıştırmış. Eşim 2 yaşındayken gece yolculuğuna çıkmışlar. Altını bezlemiş ve tuvaleti gelirse bezine yapmasını tembihlemiş. Ancak beze değil de tuvalete yapmaya eğitilmiş olan eşim, tuvaleti gelmiş olmasına rağmen ‘beze yapmam da yapmam’ diye tutturunca otobüsü durdurup güzel ülkemin yol kenarını kullanmışlar bu iş için :) Bunu okuyan ve çocuğunu bezden çıkarıp tuvalete alıştırmaya çalışan pek çok annenin gıpta ile iç geçirdiğini tahmin edebiliyorum :)

Sanırım ikinciyi yaparsam bu işi ilk günden kayınvalideme devredeceğim :) Eh, konu üzerine bir kitap da biz yazarız o zaman :)))

Ben başlamıştım bu arada tuvalete alıştırmaya. Araya diş çıkarma dönemi girdi, benim yalnız olmam sebebiyle yorgunluğum da eklenince MK unuttu maalesef :( Oysa altını açıp çiş deyince tuttuğum beze ya da tuvalete yapıyordu.

*************************

Az önce Meltem‘in bloguna bakınca ‘bebeklerin kişilikleri ve cinsiyetleri ile doğduklarından’ bahseden yazısını gördüm. Günlerdir yazacağım unutuyorum, ona bıraktığımı yorumu buraya da alıyorum:

Ay-lar-dir, ama aylardir, sehpanin uzerinde duran bilgisayar ekranini inatla cekiyor. Herrrrr guunnnnn onlarca, onlarca, onlarca kere gidiyorum yanina, egilip gozlerine bakip israrla hayir diyorum, bazen tutuyorum onu ordan aliyorum, baska yere birakiyorum, bazen sadece baska seyle dikkatini cekiyorum, kararlilikla hayir diyorum vidi vidi tiri tiri…. Bugune kadar abartmiyorum binlerce kere hayir Kaan buna dokunamazsin demisimdir. Binlerce kere. Hayiri cok iyi biliyor, ellememesi gerektigini cok iyi anliyor.

Durum?

Her gun itina ile o bilgisayar ekrani ileriii geriii cekiliyor.

Bir gun dusurup kiracak, o da rahat edecek biz de:))

İşte durum budur:) O kırmazsa zaten ben delirip balkondan aşağıya falan fırlatacağım o ekranı herhalde :)

Bunun bir de televizyon ekranı versiyonu var. Ancak önceliği bilgisayar ekranı. Bazen hayıırrr Kaa-an! diyorum uzaktan, kıkırdaya kıkırdaya, hızlı hızlı ve de sehpalara tutunarak yan yan, televizyon ekranına doğru kaçıyor yengeç :) Bu gidişle zaten bilgisayar başına geçme yaşına gelir, ben de o zamana kadar milyar kez hayır deyip O’nu ekranın önünden toplarım.

İnatçı doğmuş bir çocuğun hiç bir disiplin yöntemi ile inadından vazgeçeceğini sanmıyorum. Sanırım yapılabilecek tek şey doğru yönlendirme olacak. Bende sabır kalırsa tabii :)

Read Full Post »

Older Posts »