Feeds:
Posts
Comments

Archive for April, 2008

>21 Nisan Pazartesi:

MK yerel pazarda.

Anneannem ve MK. Ailenin en yaşlı üyesi, en genç üyesi ile.

Bizim güneş gözlüklerimize her seferinde el atmaya kalkışınca ona da bir tane aldık :) Artık ne zaman bizimkilere uzansa onunkini çıkarıp veriyoruz. Sıkılmaması için diğer zamanlar göstermiyorum gözlüğünü :)

22 Nisan Salı:

Çan-Çanakkale yolu üzeri.

Çanakkale.

Aynalı Çarşı’da bir dükkan. Bu dükkandan bir nargile alıp getirdik :)

Kilitbahir Kalesi

Deniz Müzesi’nin bahçesi.

Ağızdan dolma Avusturya yapımı top ve MK :)

Arkada Nusret Mayın gemisinin maketi.

Kordon boyunda çay bahçesinde.
Teyze&Yeğen

Çanakkale-Ezine yolu üzeri.

Ezine-Bayramiç yolu.

Yol yorgunu MK :)

23 Nisan Çarşamba:

MK 23 Nisan şenliklerini görsün, elinde bayrak kaldırımda geçit yapan öğrencileri izlesin istemiştim ama hepimizdeki aşırı yorgunluk+MK’nın huzursuzluğu sebebiyle öğlene kadar evden çıkamadık ve gösterileri kaçırdık maalesef. Seneye inşallah :))

Efe MK komşu teyzesinin kucağında :)

23 Nisan gecesi şehirde yapılan gösterileri izleyen MK.

12-29 nisan tarihleri arasında videolar dahil 3110 çekim yapmışız. Yaşasın dijital teknoloji :))) Ancak hepsini bir günde seçip koymak mümkün olmayacak sanırım.
O yüzden; to be continued :))

Read Full Post »

>Binlerce kilometre yol kat edip, binden fazla fotoğraf çekip, sonsuz değerde anı biriktirdikten sonra iki oda-bakla sofa evimize döndük :)

Ordayken hem canım hiç dönmek istemedi, hem de buradaki dostlarımı çok özlediğim için dönüş yolunda çok mutluydum. İnsan nerede yaşarsa yaşasın, yaşamını güzel yapan ailesi, dostları, sevdikleri. O yüzden şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Türkiye’de de, burada da bizi mutlu eden sevdiklerimiz var :)))

Fotoğrafları henüz yüklemediğim için ayrıntıları daha sonra, fotoğraflarla anlatacağım.

Türkiye’ye giderken yanıma not defteri almıştım, internete giremediğim anlarda unutmamak için deftere not almak amacıyla. Ancak sağolsun MK’dan hiç bir şeye fırsat kalmadı. Aksaray’daki son günlerde başlayan mızmızlığı, anne ve babasından başka kimseye gitmeme huyu Çanakkale’de tavan yaptı. Bilmiyorum annemin ve/veya babamın kucağında bir tane bile fotoğrafı var mı?

Boşaltılmayı bekleyen bavullar, yıkanması gereken çamaşırlar, haftasonu dahil sürekli çalışması gereken bir koca ve performansından henüz bir şey kaybetmemiş bir oğul :)) Bana iyi şanslar dileyin :)))

Hoşgeldik :))

Read Full Post »

>Pazar Akşamı:


Pazartesi’yi koyamıyorum,misafirimiz geleceği için anneanneme iniyoruz:))
Dün Çanakkale yollarındaydık. Fırsat olursa fotolar akşama.

Read Full Post »

>

Düğüncü MK :)


Perşembe kına gecesini,cuma düğünü yapıp, cumartesi de gelini yolcu ettikten sonra pazar günü Çanakkale’nin ilçesinde yaşayan ailemin yanına gelmek için Aksaray’dan ayrıldık.


Sabah 6.38’de yola çıktık, Ankara, Eskişehir, Bursa,Bandırma üzerinden benim memleketime geldik :)

Ankara yakınlarındaki Türkiye Şoförler Derneğinin Dinlenme Tesisi.

Bursa yakınları.

Uludağ yakınları. Arkada karlı dağlar.

Bursa yakınlarında Minteks isimli bir mola yerinde durduk. Çok güzel bir dinlenme tesisi, yolu düşenlere kesinlikle tavsiye ederim.

Harika bir bahçesi var. Yalnız hava 38 dereceydi,piştik! Havalar şu günlerde çok sıcak,biz soğuğa-serine alışmışız, fenalık geçiriyoruz.

Bu arada oğlumun 4 dişi var artık :)) Şekil 1A’da görüldüğü üzere :)

MK çimenlere bayıldı :)


Yorucu bir yolculuktu ama sonunda kavşmak çok güzeldi :) Kardeşim de bizi görmek için derslerini asıp Kıbrıs’tan geldi, harika oldu :))

Bizi özleyenlere kucak dolusu sevgiler :)

Read Full Post »

>15 Nisan Salı:

MK’nın doğumgünü ile aynı gün kutlanan diş bulguru bulguru :P

Bez stoğu tükenmek üzere olan MK’ya bez ve bir kaç ıvır zıvır almak için bir süpermarkete girdik. Beze 17 milyon, bir kitaba 12 milyon verdim. Gerisi ıvır zıvırdan oluşuyordu. Bir kaç bisküvi, diş fırçası, şampuan vs vs. Kasaya gelince kasiyer 60 milyon dediğinde küçük dilimi yutacaktım! Hala şoktayım! Ne kadar pahalı her şey!

İnsanların neden çocukyaparken düşündüklerini, masrafları dert ettiklerini çok iyi anladım. İngiltere’de 3-5 pound olan şeyler ki onu buranın 3-5 milyonu saymak lazım, burada 15-20 milyon! Kıyafetten, beze kadar hepsi fahiş fiyatlarla satılıyor.

Bunun dışında, MK yerine kendime alışveriş yapıyorum:) Çünkü burası o açıdan İngiltere’ye göre çok çok daha ucuz :)))

16 Nisan Çarşamba:

Hasan Dağı

Kuşbakışı Aksaray


Avanos’ta, Asmalı Konak dizisinde de yer alan, yemek yediğimiz restaurant.


Kızılırmak, Avonos.


Nevşehir-Aksaray yol üzeri.

Bugün, Nevşehir’e, eşimin çocukluğunun geçtiği Gülşehir ilçesine gittik. Arada da Avonos’a uğradık. Son dakikada karar verilmiş bir gezi olduğu için peribacalarını gezemedik. Zaten tüm Kapadokya’yı karış karış gezebilmek için bir kaç aya ihtiyacımız var sanırım :)

Bu arada, eşim beyazlarından çok şikayetçi olduğu ve oğlu ile bir örnek olmak istediği için saçlarını sarıya boyadı:) Daha doğrusu ben boyadım:P Ara ara değişik renkler deneyecek sanırım :)

Read Full Post »

>

Baba-oğul bir örnek :)

13 Nisan Pazar:

Anne, babaanne ve küçük halası ile gezmeye çıkan MK.

Sevgi teyzesinin evinde, börekleri götürürken :) Tabii böyle somunlu-börekli fotolara bakıp da bir şey yediğini sanmayın. Isırıp ısırıp tükürüyor. Dişler.. Dişler.. :)

Küçük MK, küçük halası Meltem’le küçük bir hayvanat bahçesinde :)

2. kuşaktan kuzeni Nisa ile yaramazlık peşinde :))

14 Nisan Pazartesi:

Yeni alınan ayakkabılarını inceleyen MK.

Bu sabah çarşı, dükkan, terzi gezilerimizden sonra, eşimin dayısının, köylerinde ekip biçtiği bahçelerine pikniğe gittik. 2 küçük çocuk dahil; 19 kişi. Açık havada muhteşem bir gün geçirdik.

Eşim, kuzeninin kızı Nisa ile.

Kayınvalidemin köyü Baymış. Eşimin doğduğu köy.

Eşimin doğduğu ev. Artık tanımadıkları insanlar yaşıyor.

Çapa yapan kızlar :) Eşimin kızkardeşi ve dayısının kızları.

Ortadaki cuma günü evleniyor :) Çalışkan gelin vesselam :))

Güveç. Leziz.

Hala&Yeğen-Teyze&Yeğen

Yövmiyeciler iş başında :))

Kapama. Leziz ötesi.

Bol oksijen, bol hareket, bol yemek, bol eğlenceden sonra (dişi sızlayan, poo’sunu yapamadığı içn karnı ağrıyan MK’nın huysuzluklarını yazmıyorum tabii, yok sayıyorum:))) ailecek nüfusa kayıtlı olduğumuz yer olan :) Cerit köyüne yollandık. Ancak gece olduğu için maalesef fotoğraf çekemedim. Cerit dağ başında, bir kaç aileden başka yaşayanın kalmadığı, cep telefonlarının çekmediği, kafanızı dinlemek istediğinizde kimsenin size ulaşamayacağı ıssız, yıkık, virane bir köy. Mahrumiyet bölgesi. Ziyaret ettiğimiz akrabalar da yakında Aksaray’a taşınacaklar. Bazen o köyün o ıssızlığı bana çok cazip geliyor. Televizyon kanalları çekmiyor mu? Süper! Telefonlarda mı çekmiyor? Harika! Tam istediğim gibi:) dediğimde; git işine, deli misin? diyorlar bana :)

Eşim yıllar önce Cerit’te kaldığı bir gece, gökyüzünde uzun zamandır görmediği kadar yıldız gördüğünü, samanyolunu görebildiğini anlatmıştı. Şehirdeki ışıklar, ışık kirliliği sebebiyle yıllardır yıldızları o kadar net, o kadar parlak görmemiş. Büyülenmiş. Ben en son yıldızları o kadar net ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum bile.

Gittiğimiz ev. Eşimin doğduktan sonra kaldığı babaanne-dedesinin evi. Ancak orjinali daha sonradan yıkıldığı için yerine yeniden bir ev yapılmış. MK’nın fotoğrafını çektiğim bu oturma odası, eşim ve kayınvalidemin, kayınpederim askerde iken kaldıkları oda. Yani MK, babasının bir süre yaşadığı odayı ziyaret etti. Her ne kadar orjinali olmasa da. Dünya ne garip.

Hasır tavan.

Yarın MK’nın diş bulguru ve ilk doğumgünü kutlaması var.

Read Full Post »

>

İstanbul Atatürk havalimanı. Ankara uçağını beklerken.

Uykusuz yola çıkmadım, 2 saat uyudum :)

Dün gece 3.30’da uyandık.

3.45 gibi yola çıktık.
05.00’da check-in’e girdik.

06.55’te uçağımız havalandı.

Türkiye saati ile 12.30’da İstanbul’a indik.

15’teki Ankara uçağımız 15.30’da havalandı.

16.30 gibi Ankara’ya indik.

16.45’te bizi karşılamaya gelen kayınpederim ve havaalanına kiralık arabamızı getiren kişiyle buluştuk.

17.oo’da Aksaray’a doğru yola çıktık.

Toplamda 17 saatlik 1 araba+ 2 uçak+ yine 1 araba yolculuğundan sonra bizi bekleyen bir ev dolusu akrabalara ulaştık :)

Kayınvalidem, küçük görümcem, eşimin dayısının 3 kızı+ 1 oğlu ve 18 aylık kız torunu evde heyecanla bizi bekliyorlardı :)
MK’nın keyfine diyecek yok :)


Ankara uçağını beklerken hayatında ilk kez su böreği tadan MK.



Bi çay alabilir miyim? dediğinde en öz hakiki çayı içebilmek ne büyük keyifmiş, unutmuşum :)

İnce belli bardakta Türk çayımız gelince ne kadar sevindiğimi anlatamam.

Türkiye’nin yayla gibi evlerini unutmuşum :) Bilgisayarın olduğu oda evin bir ucunda, uyuduğumuz oda diğer uçta. Az önce MK ağlayarak uyandı, koştur koştur koridoru bitiremedim:)

İstanbul’un havasının ne kadar nemli olduğunu unutmuşum! Londra’dan daha nemli geldi bana. Pilot inerken, İstanbul’da hava sıcaklığının 14 derece olduğunu söyledi. Nem sebebiyle hissedilen herhalde 34 derece falandı!

Ol sebepten, soyulmuş soğan olan Mehmed Kaan :)
Somunu götüren MK.

Babasının oyuncağı ile oynayan MK. Yalnız bu oyuncak babasının küçüklüğünden değil, üniversite yıllarından kalma :) Bu akşam da baba oğul birlikte oynadılar zaten :)


İki sarı civciv birlikte :)
Daha önce Ankara’dan havalanmış ama Ankara’ya hiç inmemiştim. Kocaman, yeşil-kahverengi tarlaların üzerinden süzülerek indik. Bir an tarlaların içine ineceğimizi zannettim:) Havaalanı o derece tarlalarla iç içe.
Aksaray yolu üzerinde bir ara mola verdik. İç Anadolu’nun havası o kadar kuru ve temizdi ki. Londra ve İstanbul’dan sonra çok güzel geldi. Gerçi Aksaray merkeze gelince kömür sebebiyle isli havayı çektik ciğerlerimize :(
Ankara-Aksaray yolu üzerinde, tam da gün batımında, radyoda Sarı Gelin türküsü çalmaya başladı. Kendimi boyut değiştirmiş, rüyaydaymış gibi hissettim. Türkiye’yi, Anadolu’yu çok özlemişim. Bir kuru bozkırı bile, değil parklarla bahçelerle, ormanlarla bile eş değer değil benim yüreğimde.
Güzel yorumlarınız, iyi dilekleriniz, hoşgeldin mesajlarınız çok teşekkürler :) Görüşebilmek ümidiyle.


Read Full Post »

Older Posts »