Feeds:
Posts
Comments

Archive for March, 2008

>

Bugün MK, saat 14.30 olmasına rağmen hala uyumayınca attım arabasına, yallah parka :)

Bir süredir sabah kahvaltısı kavramını çıkardı hayatından. Kahvaltısından 2-3 çay kaşığı alıyor, bırakıyor. Kalanını saklıyorum, ancak öğleden sonra yiyor. Akşam da bizimle akşam yemeğine oturuyor. Günde 2 öğün yiyor yani.

Soğuk havaya rağmen bahar gelmiş, evet :)

Detayları çok seviyorum. Fotoğrafta da zoom’u (yakın plan çekim?) seviyorum. O yüzden daha yakın plan çalışabilmem için extra zoom (mercek?) almak istiyorum. İşe dönersem eğer, ilk alacağım şeylerin başında geliyor :) Ondan sonra da bol bol poğaça üstü susam fotoğrafları görebilirsiniz burda :)

Mehmed Kaan 11. ayını doldurmasına 13 gün kala, ilk kez bugün bindi salıncağa :) Bayıldığını söylememe gerek yok sanırım:)

Salıncak çok hoşuna gitti, epey sallandı. Biraz da kaydırağa götürmek için aldım, hiç itiraz etmeden çıktı. Kaydırak ilginç geldi, hoşuna gidip gitmediğini anlayamadım ilk başta. Ne zaman ki oradan da ayrılmaya kalktık başladı ağlamaya :) Kaydırak biraz büyükçe ve üzerinde küçük bir alan falan var. Bir nevi oyun grubu gibi bir şey. Anladığım kadarıyla merak etti, dolaşmak ve incelemek istedi ancak henüz yürüyemediği için oralara çıkarmadım, sadece kaymasına yardımcı oldum. Merakını gideremeyince de bastı çığlığı :) Kaydırak sonrası sağa sola sallanan küçük bir file bindirdim, o da çok hoşuna gitti. Ve evet, ordan da alınca ağladı :) Bundan sonra sık sık gitmeli bu parka :)



Akşam iş çıkışı eşim arayıp bir yerlere gitmeyi teklif edince hayır demedim :) Arkadaşımızı ve çocuklarını da alarak Fairlop Waters’a, göl kenarına gittik.

Cool Babes ;)


Arkadaşımın oğluna bakarken, ‘Bir gün MK da bu kadar büyüyecek mi acaba?’ diye düşündüm.

Babacığım, sana bir sır vereyim mi?

Fısır fısır… :)

Büyük Adam, Küçük Aşk

Arkadaşlar, alttaki posta yorumlarınız için çok teşekkürler :)

Sevgili süpürgesiz cadı, www.rupalionline.com Bu adreste çok uyguna, çok çok güzel şeyler var. Almanya’ya da postalıyorlar.

Yazmamıştım ama ben de aldım tabii Hint kıyafeti :)) Çok uzun zamandır giyerim Hint kıyafetlerini :) Ayakkabılarını da severek kullanıyorum. Düğünde giymeyi düşündüğüm kıyafeti ve ayakkabıları da koyayım bir ara :) Rupalinin sitesinde de çok güzel şeyler gördüm, sanırım yarın biraz da online alışveriş yapacağım :)

Sevgili senabera, sarileri ben de çok severim, her ne kadar bir sarim olmasa da:) Bel bölümü hep açıkta ya, böbreklerini üşütür insan :P

Sariler belden 7 ila 10 arasında bir sayıda katlanıyor. Bildiğim kadarıyla rakam önemliymiş:) Bir şeyin temsili falan sanırım. Bir de beyaz sariyi sadece dullar giyermiş. Gelinlerin gelinliği o yüzden beyaz değil :) Sariler hakkında bildiklerim bunlar :)

Sarı sarinin kesin temsil ettiği bir şey vardır, öğrenirsem yazarım :) Bu da sarinin nasıl giyileceğini gösteren bir link:) How to wear a sari?

Banucum, rupalinin linkindeki kıyafetler çok uygun, keyfine giymek için bir sari alınabilir bak oradan :)

Özlemcim, eşime dedim, gelinle damattan daha çok ilgi çekmeyelim, ayıp olur diye :))

Kuaybecim, emzirirken uyudu, ayağıma koyarken aynen o pozisyonu aldı :) Bilerek bir şey yapmadım inan ki :))

Bunlar da Veer Zara ve Paheli isimli iki Hint filminden görüntüler: İki filmi de, müziklerini de çok severim. Paheli’yi ingilizce alt yazısız, kendi dilinde izlemiştim ama anlamakta hiç zorluk çekmemiştim, arkadaşlara çeviri bile yapıyordum :)

Read Full Post »

>Banu’nun Hint takıları üzerine yazısından sonra ben de Hint kıyafetleri üzerine bir şeyler yazayım da bu haftayı Hint Kültürü Haftası ilan edelim :)

Bu akşamüzeri bir Hint mahallesine gittik. Yukarıdaki fotoğraf bir gelinlikçinin önünde çekildi. Arka plandakilerin bazısı, uzun etekli olanlar, Hint gelinlerinin gelinlikleri. Günlerce süren düğün yaparlar, kız tarafının ayrı, erkek tarafının ayrı düğünü olur (bizdeki kına gecesi-düğün gibi değil, kına geceleri ayrıca var, Henna Night adında.), inanılmaz ayrıntılar vardır ve gelinler kırmızı gelinlik giyerler.

Birkaç yıl önce bir Hint düğününe gitmiştik. Gelin, bizi ve tabii tüm konukları, düğünün yapılacağı binanın önünde karşıladı. Normalde çok güleryüzlü, neşeli, esprili bir kızdır ama o gün ne gülüyor, ne bizimle doğru düzgün konuşuyordu. Asık suratla ve soğuk bir halde öylece dikiliyordu. Düğününde tatsız bir şey çıkmış olabileceğini, bu yüzden moralinin bozuk olduğunu düşünmüştüm ama öyle değilmiş. Biz erkek tarafının düğününe gittiğimiz için gelinin bu düğünde mutsuz görünmesi ve hiç gülmemesi gerekiyormuş. Gelin ve kız tarafı kendi düğünlerinde eğlenirken erkek tarafının düğününde üzgün bir şekilde oturuyorlarmış.


Türkiye’de eşimin bir kuzeninin düğününe katılacağız. Bugünkü Hint mahallesi gezimizin amacı bu düğün için kendimize kıyafetler almaktı. Resimde de görüleceği üzere baba-oğul neredeyse bir örnek kıyafetler aldılar :) Böylece İskoç kiltinden sonra bir de Indian Churidar Kurta’sı oldu MK’nın :)

İşlemelere yakın plan..



Ve en son.. Uykusunda keyif çatan MK :)

Read Full Post »

>Cuma:

Cumartesi:

Cumartesi ekmeği. Mis Kokulu Ekmekler’den, Anadama Ekmeği.

Mısır unum olmadığı için yerine irmik kullandım. Kaşık ölçüsü sanırım yemek kaşığı idi ancak ben makinamın kendi kaşık ölçüsünü kullandım. (table spoon) Ancak galiba yeterli gelmedi ki 3 kaşık pekmeze rağmen pek tatlı bir ekmek olmadı. Bir de ekmek somunu ölçüsü yazmıyordu, 1lb, 1.5lb ve 2lb arasından ben 2lb’yi seçtim ancak yanlış bir seçim yapmışım :) Daha denenecek pek çok tarif varken uzunca bir süre bu ekmeği yeniden deneyeceğimi sanmıyorum. Bu sefer başaramadım dememin dolambaçlısı yani:) Ama bugün bizi ziyarete gelen Gül ve Nursel beğenerek yediler:) Eşime sordum şimdi, iyi, fena değil dedi.

Yoğun ilgi altında:)

Kızlar kapıdan girer girmez MK’yı kucaklarına verip, mamasını ellerine tutuşturdum :P Fırsatçılığın da bu kadarı:) Sağolsunlar gün boyu ilgilendiler. MK da, işi düştüğü anlar dışında (İşi düştüğü anlar=Emmek istediği zamanlar:) hiç arayıp sormadı beni.

Kızların getirdiği…

Sofra muhabbetlerinin en tatlı ve meraklı üyesi :)

Read Full Post »

>Calpol

>Dün sabah arkadaşım Özlem aradı, Calpol yasaklanmış, ufaklığa verme” dedi. Gerçi biz , Özlem’le, Türk medyasında, İngiltere ile ilgili çıkan haberlere inanmıyoruz :) Gazetede yazıyor, İngiltere’de olay! İngilizler şokta! falan filan.. Gören de burda ortalık birbirine girmiş zannedecek, halbuki yok öyle bir şey.

Ailelerimiz arıyor ta oradan burayı; kızım-oğlum, İngiltere’de şu olmuş, bu olmuş… Haberlerde söylediler şimdi.. Bizdeki cevap; Bilmem! Haberimiz yok, burda haberlerde söylemediler hiç bir şey :)

Ne diyordum?

Calpol :)

BBC radyoda da dinlediği için Özlem, ikimiz de haberi ciddiye aldık. İnternete baktım hemen, ilgili bir haber bulana kadar epey aradım. Sanıyorum ki google’a yazacağım, bana sayfa sayfa Calpol rezaleti :P ile ilgili bilgi verecek.

Bulduğum haberleri okuduğumda işin aslı anlaşıldı.

Özellikle öksürük şurupları başta olmak üzere 100 kadar 2 yaş altı çocuk ilacı raflardan kaldırılmış.

Sebep?

Bazı ailelerin bu ilaçları çocuklarına overdose yani aşırı doz vermeleri!!

Resmi kurumlar gayet açık ve net bir şekilde, “Bu ilaçlarla ilgili yanlış hiç bir şey yok, düzgün kullanıldıklarında hiç bir tehlike içermiyorlar, tek sorun çocuklara, başka ilaçlarla karıştırılarak ya da kendi başına aşırı doz verilmeleri” diye açıklama yapmışlar.

Calpol’un Calpol Night ve Calpol Chesty şurupları raflardan kaldırılan ilaçlar arasında.

Bu arada, raflardan kaldırılma sebepleri, tüm bu ilaçların reçetesiz olarak, süpermarketten bile rahatça alınıyor olması. Reçetesiz olarak 2 yaş altı çocuklar için alınamayacaklar yani artık. Onun dışında, üzerinde yazdığı dozda kullanıldığı sürece bir sorun yok. Yeniden paketlendikten sonra, 2 yaş üzeri çocuklar için satılmak üzere aynı ilaçlar raflardaki yerlerini alacak.

Sanki İngiltere’de değil de, ABD’de hissettim kendimi :P İngilizler böyle şeyler yapmazlar normalde :) Zaten haberlerin altındaki okuyucu yorumlarında da insanlar tepki gösteriyorlardı. Devlet yine nanny’cilik/bakıcılık oynamaya başladı, basit bir ilacı bile kullanmayı bilmiyormuşuz gibi davranıyor. vs. diye.

Birisinin yazdığı bir yoruma epey güldüm, Belki de, çocuklar uyusun diye bazı anne babalarının onlara ilaç verdiği söylentileri efsane değildir? demiş :)

Okumak isteyenler için iki link: Dailymail, bbc.co.uk

Read Full Post »

>

Bugünkü hava durumunu yağışlı gösteriyordu tahminler. Alışverişe gitmem gerektiği halde, bütün gün yağmur yağacak diye hiç yeltenmedim bile. Sonra baktım saat olmuş 12 ama hava pırıl pırıl! Alışverişe gidemesek de, ekmeğimizi makinaya atıp, klasikleşen bahçe sefamızı yaptık:)

Bu bahçe işi çok iyi oluyor. Temiz hava ve bol hareket sonrası eve döndüğümüz gibi uyuyor MK. Bahçeli bir evimizin olmasını gün geçtikçe daha çok istiyorum.

Örgümü de aldım yanıma ama elime almamla oğlumun şişlere atlaması bir olduğu için hiç öremedim. Bu arada, ben de hamarat anne gibi oyuncaklar örmek istiyoruuuuum :)

Bugün de oynamak için başka bir arkadaş buldu MK :)

MK’nın saçlarını ben de uzun seviyorum :) Ama saçlı doğmuştu ve o saçlarını bugüne kadar hiç kestirmemiştik. Onları kestirelim, tazelensin, yenilensin dedik :) Yıkadıktan sonra cidden çok kolaylık oluyor, giydirirken bakıyorum ki kurumuşlar bile :)

Döndüğümüzde ekmeğimiz hazır değildi ama ben MK’yı uyutup çayımı yaptığımda hazır olmuştu :) Orjinali Mis Kokulu Ekmek’lerden, Kabak Tatlılı olan ekmeği, tadı kabak tatlısına benzediği için tatlı patates, sweet potato (resmi için tıklayın) ile yaptım. Tatlı mı tatlı, sarı mı sarı bir ekmeğim oldu. Tatlı patatesi tıpkı kabak gbi doğradım, üzerine şeker serpip suyunu salmasını bekledim. 2 saat kadar bekledikten sonra da ateşte pişirdim.

Açalya’nın damla sakızlı ekmekle ilgili postundan beri bu ekmeği yapma derdindeydim. Gittim Türk marketine, damla sakız aromalı falım sakızlarımı aldım:) Gururla Yeşim ve Meral’e gösterdim :) Onlar da bana bi taraflarıyla güldüler :) Damla sakız ile damla sakız aromalı falım sakızı aynı şey değilmiş tabii ki :P Neyse ki Türkiye’ye gidiyorum, getirirken yolda eriyip sağa sola bulaşmaz değil mi?

Uçak biletlerimizi ikinci kez aldım bugün. İlkini kasım sonunda almıştık, ama gidememiştik. Ceza ödeyip nisana ertelemiştik. Gidiş ve dönüş günlerini de sayarsak toplam 18 gün oradayız kısmetse :) 3.5 yıl oldu Türkiye’ye en son gidişimden bu yana. Çok çok uzun bir zaman.

MK’nın çantası hazır sayılır :) Bu akşam götüreceklerimi bir kenara ayırdım, almam gereken temel bir kaç şey var, şapka&ayakkabı vs. ondan sonrası tamamdır inşallah :)

Türkiye’ye gittiğimde almak istediğim o kadar çok şey var ki, mümkün olduğunca boş bir bavulla gitmek istiyorum.

  1. Katlanabilir, küçük bir kilim almak istiyorum mesela.
  2. Uzun bir liste halinde kitap.
  3. Burada £40-£50’den aşağıya satılmayan sling için kumaş almak istiyorum. Eni 50 cm, boyu 5 metre, %100 pamuk bir kumaş kaça mal olur ki bana?
  4. Damla Sakızı demiştim zaten :)
  5. Vs. Vs. :)

Eşim cumartesi-pazar çalışacakmış. Bu demektir ki, bana da tatil yok :(

Read Full Post »

>

Bugün havanın yağışlı değil de çok bulutlu-az güneşli olduğunu görünce battaniyemizi, fotoğraf makinamızı ve elbette konu mankenimizi de alıp aşağıya indik :)

Evde dört duvar arasında oturmaktansa, apartmanın hemen önündeki kocaman yeşil alanda oturmak çok daha zevkli :)

Bir dahaki sefere termosta çayımı ve yiyecek bir kaç parça şeyi de götüreceğim :)

Umarım bu yaz buraları, geçen yaz gibi sular seller götürmez de güzel ve güneşli bir bahar&yaz yaşarız :)

Minik Kaşif çevresini keşfederken :)

Ana oğul güneşin keyfini çıkarırken :)

Komşunun oğlu camdan bize bakarken el salladık, onları da aşağıya çağırdık :)

Saç Kesimi konusunda not:)) Ben gitmediğim, babası da MK’yı saçı kesilirken sandalyede tutmak zorunda olduğu için foto yok maalesef:) Ağlar diye düşünmüştüm ama hayır, hiç ağlamamış, aynada meraklı meraklı kendisini seyretmiş :))

Read Full Post »

>Cumartesi:


Cumartesi kahvaltısı, 1 lokma al, kalk, otur, oturur oturmaz bir daha kalk, evin içinde bir git gel, otur, tam lokmayı ağzına götür… yeniden kalk :) şeklinde geçse de güzeldi. Kahvaltının sonuna doğru çocukları babalarına emanet edip arkadaşımla kahvaltı masasında çayımızı içip sohbet bile edebildik :)

Arkadaşları uğurlarken, herşeye rağmen geçen sefere göre daha iyiydi diye esprisini yaptık:)

Cumartesi akşamı Özlem geldi, 2 gün yoğun bir domestik hayat yaşamak üzere :)

Pazar:

Pazar günü beklenen kar yağışı başladı… Ve 10 dakika sonra bitti! Hatta üzerine biraz yağmur yağıp, güneş bile açtı! Burada tüm yıl boyunca gördüğümüz göreceğimiz kar yağışı budur işte! Biraz yağsa, yerler tutsaydı ne hayallerim vardı. MK alıp dışarıya çıkacak, kar topu oynayıp, kardan adam yapacaktık :(


T-shirt’ünün üzerindeki snow yazısı ile arka plan uyum içinde olmuş, fotoğraflara bakarken fark ettim :)

Pazar Klasiği :)

MK’nın çamaşırlarını kaloriferin üzerine koyunca ortaya çıkan nem kokusu çocukluğumun pazar günlerini hatırlattı.

Ancak bir süre sonra… Kurabiye kokusu nem kokusunu bastırdı :) İşte yoğurtlu kurabiyelerimiz.

Veee işte hafta sonunun sürprizi :)

Öğle uykusundan uyanınca babası biraz dışarıya çıkarıp gezdirmek istedi. Hazırlanırken berberlerin açık olup olmayacağını düşündük. Geçen pazar önlerinden geçerken açık olduklarını gördüğümüzü hatırladım. Böylece baba oğul berberin yolunu tuttular :) Eve döndüklerinde MK bambaşka bir çocuk gibi geldi Özlem’le bana :)

A little bit of sunshine

Kabak Kafa :)

Babamın bir küçüklük fotoğrafı var. Siyah beyaz. MK kadar küçük değil ama yine de küçüktür o fotoğrafta. Başı kabak bir köylü çocuğu. Artık oğlum daha çok babama benziyor bu haliyle :)

Kardeşime baktığımda annemi görüyorum, oğluma baktığımda babamı… Şu genler ne ilginç şeyler :)

Akşam çocuklar geldiler. MK da, kendisini ayağında sallattığı kurbanlarına bir yenisini ekledi :)

Pazartesi:

Pazartesi, yani bugün hala tatildi ama eşim işe gitti. MK da sabah babasının arkasından ağladı. Artık babasını uğurlarken ağlamaları başladı :) Gün içinde bir ara, yatak odasındaki yatağın demirlerine tutunmuş, bab-ba, bab-ba diye sayıklarken buldum onu :)

MK Özlem teyzesine rahat vermezken!

İki dişli minik canafar :P

Tatil bitti, Özlem gitti.

Read Full Post »

Older Posts »