Feeds:
Posts
Comments

Archive for May, 2007

>

Boş boş oturma, saksıyı çalıştır Memo!

Şunların dikkatini nasıl çekebilirim acaba hmmm ???

Bir dakika bakar mısınız anne insanı? Ben bir curk curk süt alabilir miyim acaba?

Uaaaaahhh! Çok sıkıcı bunlar yaa! Bütün gün evde pinekleyip duruyorlar.
Bu evdeki yaşlı popülasyonu epey bi yüksek :p
Kendim gibi gençlerle tanışıp kaynaşmak istiyorum ben artıııık :)

En iyisi biraz şekerleme yapayım ben. Yapacak daha eğlenceli bir şey yok şu evde!
Zzzzz!

  • Evde küçük bir gazman beslediğimiz için gecelerimiz oldukça renkli ve heyecanlı :P geçmeye başladı. Şu an uyuyor, onunla birlikte ben de uyusam ne iyi olacak :)

  • Kendimi çok iyi hissediyorum çok şükür ama bu hafta sonu biraz yormuşum vücudumu, hiç bir şey de yapmadım halbuki, Meral şahit:) Ancak vücut ‘yoruldun, dinlen biraz’ mesajı verdi. Ebe söylemişti zaten, ‘Çok yüklendin, yavaşla’ mesajı yollar vücut diye. O zaman her şeyi bırak yat dinlen demişti:) Valla resmi ağızdan ‘yan gel yat’ raporum var, yoramam kendimi:)

  • Geçenlerde yeni doğum yapmış bir Türk kadınının evine giden ebe kadına, ‘Sen tek başınasın ve evin pırıl pırıl! Böyle olmasına imkan yok, kesin sen yatıp dinlenmek yerine temizlikle uğraşıyorsun!’ diye tepki göstermiş:)

  • Yarın sağlık merkezine gidip bebeğin boyunu, kilosunu kontrol ettirmemiz lazım. Ancak doğumdan önceki salıdan bu yana, tam 3 haftadır sadece hastane için evden çıktığımdan bende agorafobi oluşmaya başladı sanırım:) Kapalı alanda yaşaya yaşaya açık alanlarda kendimi bir garip hissediyorum. Dün bebeği ziyarete gelen bir arkadaşımı almak için sitenin bahçesine inince kendimi kocaman bir boşlukta hissettim.

  • Açalya ve Meltem de doğum yapmış:) Çok sevindim. Darısı diğer hamilelerin ve bebek isteyenlerin başına:) Doğum hikayelerini okumak için sabırsızlanıyorum :)

  • Annemlerin vize başvurusu bugün belli olacak. Bu ağustosta tam 3 yıl olacak-tı görüşmeyeli:(
  • Acaba bugün tek başıma gazmanı yıkayabilir miyim ki? Yıkamak kelimesi yanlış oluyor, sulamak demem gerekiyor :)) Annem gelince iki kese atsın çocuğa da temizlik görsün garibim:))
  • Çocuğun o kadar çok fotoğrafını çekiyoruz ki, fotoğraf makinası ile cep telefonunun insan vücudunun bir parçası olmadığını, ayrı birer makina olduklarını anlaması biraz zaman alacak :)))
  • Güleceği zamanı sabırsızlıkla bekliyoruz. Şu an bizden memnun değil sanırım, pek suratsız :) Sorry babe, sana biz düştük, idare edeceksin artık :))
Advertisements

Read Full Post »

>

Önce maşallahları görelim:)

Güzel yemekler yapan Güzel Meral Teyze bu mu acaba?
Hmmm biraz ilgi alaka göstereyim, sonra çok işime yarayacak he he he :))

Nerden başlasam, nasıl anlatsam..

Çarşamba akşamı 10 gibi eşim çocuğun göğsünde bir kitle farketti. Daha önce o orada değildi, bir önceki gün ebe gelmiş kontrol etmişti ve o zaman da hiç bir şeyi yoktu!

Üzeri de hafif kızarmış olan bu kitle bizi öyle bir panik yaptı ki ne yapacağımızı şaşırdık. Aklıma, ebenin bıraktığı, 24 saat arayabileceğimiz hastane numarası geldi. Aradığımızda bize, madem endişelendiniz öyleyse acile gelin dediler.

Bir panik, ağlamaklı halde çıktık. Bebişi emzirmeye henüz başlamıştım ancak doymasını beklemedik. Arabaya binince ağlamaya başladı tabi. Bana kalsa ne olursa olsun araba koltuğundan indirmem ancak eşim bebişin ağlamasına dayanamadığından arabada emzirmeye devam etmem için baskı yaptı. Bilenler bilir:) bazen eşime laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan zordur. Onunla tartışacağıma dediğini yapayım dedim ve yanlış olduğunu bile bile bebeği kucağımda emzirmeye başladım.

Eşim yolda bankadan para çekmek ve sonrasında da araba parkı için bozdurmak üzere DURULMAMASI GEREKEN YERDE durdu ve dörtlüleri yaktı. Olmaz olmaz ama oldu ve polis geldi mi! Bebek araba koltuğunda değil, araba da olması gereken yerde değil!

Adamlar iki saat eşime vaaz çektiler, Allah’tan hiç bir ceza vs yazmadan bıraktılar. Mucize gibi bir şey! Ama arabanın içinde ne kadar dua ettiğimi anlatamam. Tabi bebeği hemen araba koltuğuna koyduk!

Neyse, acile gittik, 1.5 saat bekledik vs. Gençten Asyalı bir doktor geldi, halimize bakıp ilk çocuk mu? diye sordu:)

Ciddi bir şey olduğunu sanmıyorum ama bir de hocama sorayım dedi, telefon açtı ona da sordu tabi adam ya da kadın telefondan teşhis koyamayacağı için bir şey söyleyemiyor dedi ve kötüleşirse aile doktorunuza gidin dedi ve bizi eve yolladı!

Allah kimseyi hastanelere düşürmesin. Hele hele çocukları:( Anne baba olmanın en zor yanı çocuğunun sağlığı için endişelenmek sanırım:(

Neyse evimize geldik. Ertesi gün annemi aradım, daha bebeğin göğsündeki kitleden bahseder bahsetmez, kızım bebeklerin göğüsleri süt toplar, normal bir şey o dedi ve telefondan teşhisi koydu:)) Ne kadar rahatladığımı anlatamam. Hafif hafif ovala geçer dedi.

Cuma günü gelen health visitor olan ebe de daha görmeden gülerek, bebeklerin vücudu bizimkini taklit eder ve göğüsleri süt toplar. Hiç elleme geçer dedi:)) Aslında kızarıklık olması enfeksiyon belirtisi olabilirmiş ama bizimkinin kızarıklığı bizim ellemiş olmamızdan kaynaklanıyormuş. Bazen iniyor, bazen yine kabarıyor ama iyiyiz çok şükür.

Ya birileri buranın doktorlarına böyle bilgileri öğretse iyi olacak:)))

Yeni doğum yapan ya da yapacak arkadaşlar, bebişin göğsünde/göğüslerinde kitle görürseniz endişelenmeyin :) Bizim gibi acile koşturmayın : )

Cuma günü health visitor’umuz geldi, bebişimizi kontrol etti. Biz çocuk kırılacak diye tutmaya çekinirken kadın bebişi haldır huldur evirdi çevirdi:))) O kadar küçük ve narin ki :)

Cuma akşamı Meral teyzemiz bizdeydi Heyyooo :) Onu çok yorduk:( Emeklerini, hakkını ödeyemeyiz.

Cumartesi günü Meralciğimle bebişi yıkadık, pakladık. (Yıkadık demek yerine azıcık suladık desek daha doğru olacak:))) Kokacaktı yakında:P Pisliğe karşı bağışıklık kazansın diye uğraşıyoruz da:P

Cumartesi akşamı, gelip gelmeyecekleri belli olmayan, cumartesi öğleden sonra geleceklerini öğrendiğimiz, 4 yetişkin, belki 5 yetişkin, 2 çocuk beklediklerimiz 7 yetişkin 5 çocuk olarak misafirliğe geldiler! Bütün gece misafirler gidene kadar Meral’le göz göze gelmemek için kastım:) Göz göze gelsek kesin kopacaktık:) Çok belli etmemeye çalıştık ama şok olduğumuzu pek de saklayamadık sanırım.

Pazar günü deeee Gül teyze, Nursel teyze ve onların annesi bizi ziyarete geldiler, bir sürü cici ile birlikte:))

Gül teyzemiz burada, zahmet edip getirdikleri küçük altınımızı takarken görülüyor:))

Koca evde, onca eşya, bebek battaniyesi arasında çocuğa örte örte annemin eşime aldğı ‘funny’ ‘canım damadım’ temalı süs havluyu örttük, komiğiz biz komiiiikk :)

I Love You Daddy!

Bu komikçi ve yakışıklı amca da benim aslan Murat amcam olmalı :)
I Love you too Murat amcaaaa :)

Read Full Post »

>

  • Anlatacak çok şey birikti ancak bebeğin uyuduğu her arada ancak bir işimi halledebildiğim için henüz bloga sıra gelmedi maalesef:)
  • Bu esnada bir gece apar topar bebeği acile götürdük! İyiyiz çok şükür. No worries.
  • Yolda polisle başımız derde girdi! Adamlar %100 haklıydı.
  • Health Visitor geldi, kontrol için. Aşı ve kontrol takvimini güzel takip etmemiz gerek.
  • Babamız dün grip oldu maalesef! Umarım bana ve bebeğe geçirmeden atlatır.
  • Annemin hep dediği gibi, aman siz hasta olacağınıza ben hasta olayım.
  • Çocuğun fotoğraflarını internete koyup durmayın, nazar ettiniz çocuğumu diye anneannemden/büyük anneanneden paparayi yedik. Haklı valla:)
  • Kaç seferdir rüyamda Açalya’yı görüyorum, doğum yapıyor. Bilgisi olan varsa bizi haberdar etsin lütfen. Açalya’yla Meltem’in blogunu kontrol etmekten bir hal oldum:)

Read Full Post »

>

Ayşe Fatma Hayriyeee
Haydi Çiftetelliyeee
:)

Doğum hikayemiz aşağıdaki postla son buldu, yorumlarına cevap yazamadığım arkadaşlara da buradan teşekkür ediyorum:)

Doğum hikayemiz bitmişti ama hastane hikayemiz devam ediyordu…

Bebişi kucağımda kısa bir süre için tutmama izin verdiler ve sonrasında temizlemek, Apgar testini yapmak ve K Vitamini aşısını vermek için geri aldılar. Tam karşımda bebişi temizlediler, aşısını yaptılar. Bu arada 2 çocuk doktoru gelip kontrol etti, zor bir yolculuktan geldiği için iyi olup olmadığına emin olmak istediler. Çok şükür her şey yolunda görünüyordu.
Bu arada eşim ailelerimizi, arkadaşlarımızı aramaya başlamıştı bile:)

Bebeği ve beni yıkayıp temizledikten ve bebeği nasıl emzireceğimi bana gösterdikten sonra üçümüzü başbaşa bırakıp çıktılar. Yaklaşık 1 saat kadar odada yalnız kaldık.

1 saatin sonunda yatakla ana-oğul yatakhaneye alındık. Epidural sebebiyle bacaklarım, özellikle sağ bacağım tutmuyordu, kıpırdatmak için başkalarının yardımına ihtiyacım oluyordu, bir de bir kaç dikiş vardı ama bunların dışında çok çok iyiydim. Aynı gün ayağa kalkıp ortalıkta dolaşmaya başlamıştım bile.

İlk gün Meral, Murat, Nihat, Demet, Özlem ziyaretimize geldiler sağolsunlar. Hastane sonrası da sağolsunlar eve gidip evi derleyip toplamışlar ve yemek yapmışlar:)

Bebiş ilk gün oldukça uykuluydu ve maalesef çok emmedi. Biraz onun keyifsizliği, biraz benim acemiliğimden kaynaklandı bu durum.

Normalde anne ve bebek ilk tuvaletlerini yaptıkları gibi eve gönderiliyorlar ancak bizim bebiş meconium sorunu yaşadığı için 24 saat gözlem altında tutulması gerekiyordu o yüzden en erken pazartesi günü çıkabilecektik.

Ancak bebiş ilk iki gün çişini yapmadı:( Bu sebepten çıkmamıza izin vermediler. Ayrıca ilk günkü emmeme sorunu sebebiyle beslenme saatlerini kayıt etmeye başladık.

İkinci gün, doktor kontrolü sırasında ilk kakasını yaptığı anlaşıldı:) İlk günlerdeki kakalar yeşil-kahverengi renklerinde, yapış yapış meconium’dan oluşuyor. Kakayı yapmıştı ama çiş hala ortalıkta görünmüyordu:(

Ayrıca ikinci gün sabah kontrol sırasında ebe sarılık başlangıcını farketti. Bir de bunun için göz kulak olmak gerekecekti bebişe.

İkinci günkü kontrol sırasında kakasını yaptığı anlaşılınca altını değiştirmek gerekti elbette:) Aslında ebeleri çağırıp yardım isteyebilirdim ama şimdi yapmasam sonra yapmak zorunda kalacağım deyip ilk bezini kendi kendime değiştirdim:) Biraz acemice oldu ama yine de gayet güzel oldu:) Bir de kitapla, internetle olmaz bu işler derler:) Bal gibi de oldu işte:P

Bezini açın, pamuk ve ılık suyla altını silin. Yeni bezi koyun ve ta-taaam:)
Teori 10, Pratik 5 veriyorum kendime:)

Bol bol alt değiştirme videosu izleyin:) En azından görsel olarak aklınızda kalır:)

Aslında aynen yeni doğmuş bebek özellilerinde robot bebek yapmak ve anne baba adaylarına vermek lazım:) Üzerinde pratik yapsınlar diye:))

Bu arada bebeğe kan şekeri testi yapıldı, açlık durumunu tespit etmek için ancak çok şükür extra bir şeye ihtiyacı olmadığına karar verildi. Sık aralıklarla, bebek istese de, istemese de anne sütü vermem söylendi.

İkinci gün, pazartesi de öyle böyle geçmişti. Ben çok iyiydim ancak bebek hem beslenme hem sarılık sebebiyle gözlem altında tutuluyordu.

Bu arada meconium sebebiyle yaşayabileceği sorunları yaşamadan atlatmıştı çok şükür. Onun gözlemleme süresi bitmişti.

Eşim sürekli gelip gidiyor, bize mamalar getiriyordu:) Ancak salı günü olduğunda benim moralim biraz bozulmuştu. Akşam doğum yapıp odaya getirilenler sabah olunca taburcu ediliyordu ancak biz 3. günümüzde 4 kişilik odanın demirbaşı olmuştuk:( Daha ne kadar kalacağımız da belli değildi:(

Salı günü sabahtan, doktor kontrolü sırasında beyimizin çişini yapmış olduğunu sevinçle gördük:) Hatta ebelerden bir tanesi, ‘Bütün İngiltere’ye yetecek kadar yapmış ufaklık’ diye moral bile verdi:)

Çiş-Kaka sorunumuz böylece çözülmüştü ancak sarılık ilerliyordu:( Doktor kan alıp laboratuvara gönderdi, test sonuçlarına göre çıkacağımız ya da kalacağımız belli olacaktı. Sonuçlar yüksek çıkarsa ışık altında bir süre yatması gerekecekti:(

Kontrol sonrası yatağıma döndüm, perdemizi kapattım. Yine birilerinin taburcu edildiğini duyunca ağlamaya başladım:( Herkes giderken orada kalmak cidden kötü oluyor:( Kaldığım için değil tabi ancak bebiş iyi olmayıp gözlem altında tutulması gerektiği için moralim bozulmuştu:(

Ancak kendimi hemen toparladım, ‘Kimse sana hayatın kolay olduğunu söylemedi’ dedim kendi kendime. Hem sonuçta çok şükür dermansız dertten orda değildik. Basit bir bebek sarılığı idi söz konusu olan.

Ağladığımı gören ebelerden bir tanesi moral verdi sağolsun:) Daha önce de demiştim, bütün ebeler melekti:P O hastanenin ebeleri, personeli ise bambaşkaydı. Memnuniyetimi bildirebileceğim bir yer bulsam arayıp söyleyeceğim:) Yalnız fazladan anestezist alsınlar, unutmayıp onu da ekleyeyim:))

Ebe bebeği pencerenin yanında emzirmemi, gün ışığının sarılığa iyi geleceğini söyledi, ben de bebeği o gün bol miktarda pencere kenarında emzirdim. Bu arada beslenmesi çok şükür düzene girmişti.

Öğleden sonra eşim geldi, arkasından da eve gitmemize izin veren laboratuvar sonuçları:) Bebeğin sarılık miktarı tedavi görmeyi gerektirmeyecek düzeydeydi:)

Eşyalarımızı topladık, 17.00 gibi ebe gelip gerekli bilgileri verdi ve bize hoşçakal dedi:)

Sonra biz de 2 kişi girdiğimiz hastaneden 3 mutlu kişi olarak çıktık çok şükür:)))

20 mayıs 2007, 8. günde 8.5 santim.

Read Full Post »

>

Bölüm 3
4. Gün 13 Mayıs 2007 Pazar
En Güzel Anneler Günü Hediyesi :)

Cumartesi gecesi 10 gibi hastaneye gittiğimizde, idrar verme, tansiyon ölçümü, kalp atışlarını dinleme işlemlerini sil baştan yeniden yaptırdık. Günlerce süren ağrılarım için ebeden yardım istediğimde, yapacak bir şey olmadığını, doğum denen şeyin bu olduğunu söyledi:)

Aşağıya resmini koyduğum sancı aralıklarını ebeye gösterdiğimizde çok güldü:) İlk kez böyle bir şey görüyorum deyip kağıtlardan birisini arkadaşlarına göstermek için aldı:)

Yaptığı muayene sonucu 3 cm açıldığımı ve istersem artık hastaneye yatabileceğimi söyledi. Her gün 1 santimlik açılma beni delirtecekti! Hastaneye yatarsam ağrı kesici alabilecektim ancak doğuma kadar daha günler olabileceğini düşünüp eve gitmek istedim. Ebe ise gülerek, günler mi? Hiç sanmıyorum dedi:)) 3 santimden sonrasının bu kadar hızlı gelişeceğini asla tahmin edemezdim.

En sonunda ağrı kesicilerin hatırına hastanede kalmaya razı oldum. Eşimden ayrılmaya gönlüm razı değildi ama refakatçiye izin verilmiyordu.

Triage bölümünden, doğum için yatacak başka bir hamile bayan, ben ve eşim bir ebenin eşliğinde, doğum için bekleyen hamilelerin yattığı yatakhanelere geçtik. Her oda 4 kişilikti, beni bir odaya yerleştirirlerken sancım geldi. Daha yatağa oturmaya fırsatım olmadan, çıkardığım seslerden dolayı ebe, ‘hmm darling, burada yatan herkesi uyandıracaksın, gel bakalım sen’ diyerek beni tek kişilik odaya geçirdi:)

Eşim biraz yanımda bekledikten sonra gitti. Bu arada bana 2 ağrı kesici, geceyi uyuyarak geçirmem için 2 uyku hapı (sanırım) bir de bundan sonra kısaca oksijen olarak adlandıracağım %50 oksijen, %50 nitrus oxide’den oluşan entonox’u verdiler.

Doğum için bekleme bölümüne geçtiğimde saat 23.30‘du. Bir süre sonra eşim gitti ve beni ağrılarla ve oksijenle baş başa bıraktı.

O vakitten sonrasını parça parça hatırlıyorum. Bahsedeceğim saatler, doğum dosyasında yazan saatler, oradan kopya çekiyorum:)

Bir kaç kez ebeler geldiler, iyi olup olmadığımı sordular.

Saat 02.30’a yakın, bir ebe kontrolümü yapmak istedi. Uçmuş kafayla gerek olmadığını sandım ama ebe beni ikna ederek muayene etti. 5 santim açılma olduğunu söyledi. Ondan sonra hatırladığım ilk sahne tekerlekli sandalye ile bir yerlere götürüldüğüm idi. Bir sonraki sahnede ise eşim ‘Geldim aşkım burdayım, yanındayım’ diyordu bana. Saat 02.30 gibi beni doğumhaneye almışlar, eşimi de arayıp evden çağırmışlar.

Doğumun son aşaması olan ‘pushing’ aşamasına kadar yanımda kalacak ve kontrolümü yapacak olan ebenin kendisini tanıttığını hatırlıyorum. İsmi Amanda olan ve tüm doğum süresince de çok ‘cool’ takılan ebeme ‘All midwives are angels!’ ‘Tüm ebeler melektir!’ :)) diye yağ çektiğimi hatırlıyorum:) Evet, sarhoştum:P

Eşime, ‘Bu oksijenden eve de alalım’ dediğimi de hatırlıyorum:)

Amanda eşime, bebeğin çıkınca giyeceği kıyafetler ve alt bezi hazır mı diye sorduğunu duyunca doğuma çok az kaldığını sanıp sevinmiştim. Ah bilsem daha saatler vardı!

Ondan sonra hatırladığım bir sahnede başka bir kaç ebe canımı oldukça kötü yakıyordu. Benim bağırmalarım üzerine bir tanesinini, ‘Biliyorum canın yanıyor sweetheart ama işimi yapmak zorundayım’ diye konuştuğunu hatırlıyorum. Saatler geçmesine rağmen suyun gelmemesi üzerine dışarıdan müdahale ile suyu patlatıyorlarmış meğersem o anda.

Hatırladığım bir diğer sahnede ise alarmlar çalıyor ve odaya çeşitli insanlar girip çıkıyordu. Tüm bu işler sırasında eşim sürekli başımda bana moral vermeye ve bildiği tüm duaları okumaya çalışıyordu. Amanda ise NST makinasının başında bebeğin kalp atışlarını takip ediyordu.

Gözümü açtığımda o an için Hintli olduğunu sandığım bir kadın odadaydı. (Ertesi sabah zenci olduğunu ayık gözle gördüm:)) Kadının doktor olduğunu anlayınca bir şeylerin ters gittiğini anladım çünkü her şey yolundaysa doktorlar doğuma girmiyor. Bir ara kadının birilerine meconium’dan bahsettiğini duyunca kendi kendime ‘Benim anlamayacağımı düşünüp böyle söylüyor ama ben ne olduğunu biliyorum, bebek içerde kakasını yapmış işte!’ diye düşündüğümü hatırlıyorum.

Tüm bu esnada ise durmaksızın epidural için yalvarıyordum. Amanda, ‘Biliyorum tatlım canın yanıyor ama beklemek zorundasın’ diye cool bir biçimde yaklaşıyordu olaya:) Eşim ‘Tamam aşkım, az kaldı, gelecek’ diye beni oyalamaya çalışıyordu. Bense ‘Epidural istiyorum, hemen, şimdi!’ diye bağırarak hastaneyi başlarına yıkıyordum:)

Benden başka, 2’si hayati tehlike içeren ve ameliyata alınan 8 doğum daha olduğu için bana anestezist sırası bir türlü gelmiyordu. Bir nevi morfin olan Pethidine vermeleri için yalvarıyordum ama Amanda, her zamanki cool tavrı ile ‘Sweetheart, bebek zaten içerde sleepy/uykulu, pethidine veremem’ diyordu. Pethidine bebekleri zaten uykuya geçirdiği için, bizim bebiş de içerde biraz uyuklar vaziyette olduğu için pethidine de vermiyorlardı. Epidural zaten gelmiyordu. Ben oksijenle yetinmeye çalışıyordum ama bir noktadan sonra artık o da beni kandırmamaya başlamıştı. Ben de ‘Hemen şimdi epidural istiyorum, epidural verin bana’ diye ortalığı yıkıyordum:)

Bu arada, başımda doktoru gördüğüm zaman, bir şeylerin ters gittiğini anladığımda Sezaryen istiyorum diye bağırmaya başladım. O kadar uzun zamandır uyuşturucu için bekliyordum ki tek umudumun sezaryen olduğunu düşünmüştüm o an, o kafayla:) Hani beni canlı canlı kesip biçemeyeceklerine, mecbur epidural vereceklerine göre, epidurale kavuşmak için tek şansımın sezaryen olduğuna kanaat getirmiştim.

Bunun üzerine doktor bana, ‘Look sweetheart, (herkesin dilinde bir sweetheart anladığınız üzere) açıkçası senden çok bebek umurumda, eğer onun ihtiyacı varsa hemen şimdi sezaryene alacağım seni’ dedi.

O esnada, bebeğin kalp atışları yavaşladığı için içerde oksijensiz kaldığından korkmuşlar ve şırınga ile içerdeki bebişin kafasından kan alıp acil laboratuvara göndermişler. Eğer sonuçlar kötü olsa idi sezaryene alıyorlarmış ancak çok şükür sonuçlar iyi çıkmış, böylece normal doğuma devam etmişler.

Bir ara kan alınması vs laflarını duyunca yine ortalığı yıkmıştım, ‘Ne kanı? Niye kan alıyorlar, hemen açıklayın banaaaa!’ diye:) Ancak işlemin yapılışını hatırlamıyorum.

Eşim, oksijeni alınca kişiliğimin tamamen değiştiğini söylüyor. Hatta doktora da, ‘eşim aslında hiç böyle birisi değildir, kişiliği değişti’ deyince doktor ‘Emin misin?’ diye şüpheye düşmüş:)

Oksijen elim ayağım olmuştu, 1 sn için bile ayrılmak istemiyordum. Çok kötü bağımlılık yapıyor:)

Neyse, en sonunda anestezist geldi ama bir türlü işleme başlayamıyorlardı. Adam geldi ve adamın cağrı cihazına acil çağrı geldi! Bir ara dışarı çıktı geldi, bu arada bana, o kafayla epiduralin zararları üzerine bir kağıt okutmaya çalışıyorlardı! Evet evet, her şeyi kabul ediyorum diyerek kağıdı fırlattım:P Zaten doğum planıma epidurali yazmışım, öncesinde her şeyi kabul etmişim, doğum anında o kafayla ne olduğu kimin umrunda olur ki!

Eeeeenn sonunda, saat sabah 5 gibi, iki sancı arasında epidurali yaptılar ve rahatladım.

Elimde bir buton, sancı geldikçe basıyordum ve dozajı arttırıyordum. Ancak o dozajı da ayarlı veriyorlar, hiç bir zaman tam uyuşmanıza izin vermiyorlar. Çünkü pushing bölümüne geçtiğinizde hislerinizi kaybetmemiş olmanız gerekiyor ki push edebilesiniz:)

Epiduralin yanı sıra ara sıra oksijeni de çekiyordum ve önceki aşamalara göre çok çok çok rahat ediyordum. Yalnız bir ara inanılmaz bir titreme geldiğini hatırlıyorum.

Saat 6.30 olduğunda 10 santimlik açılma tamamlanmıştı. Ancak pushing aşamasına 08.00’dan sonra, çok tatlı iki ebenin tezahüratları arasında geçtim:)

Push push push push! Well Doooonnnneeee!
Push push push push! Good Giiiiiiirrrrrllllllll!

Son 45-50 dakika bu tezahüratlar ve ebelerin moral vermesi ile geçti.

Çok şükür saat 08.55’te, oldukça boklu bir vaziyette doğdu bebişimiz :)

Öncesinde bana bebeği hemen mi istersin yoksa temizleyip sana öyle mi verelim diye sormuşlar, ben de bebeği hemen kucağıma almak istemiştim. O yüzden doğar doğmaz, en doğal haliyle kucağıma verdiler:) Ben zaten o anda her şeyi çoktan unutmuştum:)

En güzel anneler günü hediyem, anneler gününde gelmişti bana:)

Normalde 5 santimlik açılmada epidurali veriyorlar. O zamana kadar çok rahat oksijen ile idare etmiştim. Doğumhaneye gittiğim gibi epidurali alabilseydim bu kadar zor geçmezdi muhtemelen.
Öncesinde oksijen, sonrasında epidural ile çok rahat bir normal doğum yapılabilir. Anlattıklarım kulağa horror story gibi geliyor belki ancak insan sonrasında zor bir doğum geçirdiğini hatırlasa da çektiği acıyı hiç bir şekilde hatırlamıyor. Sanki tüm bu olanlar başka bir boyutta, asırlar önce olmuş gibi geliyor şu an bana. Oysa sadece 1 hafta önce yaşandılar.

Doğumdan başka herhangi bir sebeple bu acıyı çekse insan asla bir kaç dakika sonrasında her şeyi unutmuş, mutlu mutlu gülümsüyor olamaz herhalde. Oysa doğumda çekilen bu acı, bebişin kollarınıza verilmesiyle silinip gidiyor.

Minik Meleğin Annesi, benim hikayeyi okuduğunda, ‘içimden iyi ki sezaryen olmuşum demek geldi’ demiş:) Ama inan ki ben iyi ki normal doğum olmuş diyorum, her şeye rağmen:)

Fiziksel ve psikolojik çok faydasını gördüm. Onlar da başka bir posta artık:))

Read Full Post »

>

Yaklaşmayın Yakarım:)

Dün akşam Meralcim geldi, dün akşam bu akşama kadar non-stop yemek yaptı, bize baktı Meral teyzemiz:) Meral Teyze, biz senin hakkını nasıl öderiz ya?

Bugün ve akşam da Özlem, Fulya, Demet ve Yasemin teyzelerimiz geldiler sağolsunlar. Tabi Murat amcamız da:) Bebişimize Hoşgeldin dediler:) Babamız bebişimizin ismini de koydu bu akşam itibariyle:)

Ancak bebiş beni pek bırakmak istemediği için teyzelerimiz kendi aralarında eğlendi:) Bebiş uyuduktan sonra yanlarına gittiğimde, ortalık toparlanmıştı ve birileri bulaşıkları yıkıyordu. Bir an için kendimi misafirlikte misafir zannetim:) Sağolsunlar, kendi evimde elimi hiç bir işe sürmeden yaşıyorum:) Haklarını nasıl öderim bilmem.

Şimdi nöbeti Özlem teyzemiz devraldı, yarın da bize o bakacak :))

Bugün bebiş 2 kere üstümüze etti, 3 kere de bizi suladı :) Harala gürele, binbir hengame ile de ilk banyosunu yaptırdık çok şükür:) Biraz yalap şap oldu ama ilk sefer için olur o kadar:)

Göbeği dün sabah -18 mayıs 2007 Cuma- düşmüştü bu arada. Yalnız kalan bölge hala biraz sulu-kanlı gibi. Ebe öyle olabileceğini, olduğu gibi bırakmamızı tembihledi.

Dün gece rüyamda Crebro‘nun doğum yaptığını gördüm:) Hayırdır inşallah:)

Doğum macerasının devamı yarına kaldı artık:)

Read Full Post »

>Sarılığım için pencere kenarında keyif yapmam gerekiyormuş, anne sütü ve gün ışığı (ama kesinlikle güneş ışığı değil) sarılığa birebirmiş. Koca evde beni yatıra yatıra alt değiştirme süngerinin üzerine yatırıyorlar bu arada:))

Bölüm 2
2. Gün 11 Mayıs 2007 Cuma

Bir yandan Paracetamolleri yuvarlıyor, bir yandan sancılar geldikçe Tens Machine’e basıyordum ama hiç bir şey işe yarar görümüyordu. O gece defalarca yataktan fırladım ve yerlerde kıvrandım. Ertesi gün eşim işe gitmedi ve bütün günü benimle evde geçirdi. Zaman zaman ailem ve arkadaşlarım arıyordu ancak tam konuşmanın ortasında sancı gelince telefonu atıyor ve kıvranmaya başlıyordum.

Bu arada sabah ben uyurken hastaneden aramışlar ve salı günü için normal ultrason ve renkli ultrason denilen Doppler ultrasonu ayarladıklarını, bizim için hazırlanan kağıdı bir dahaki gelişimizde almamız gerektiğini söylemişler.

Sancıların arası 10-15 dakika olarak devam ediyordu. Gün içinde bir kere küveti sıcak suyla doldurup içine uzandım, kısa bir süre için rahatlattı ancak gün boyu içinde yatmama imkan yoktu.

Öğleden sonra çok çok çok büyük miktarda brown discharge farkettim. Bunun, doğum öncesi show/nişan denen şey olduğuna hiç şüphe yoktu. Bu discharge doğumdan saatler önce olabileceği gibi günler önce de olabilirdi! Yani doğuma saatler kalmış olabileceği gibi daha günler de olabilirdi:(

Akşam olduğunda, sancılar 5 dakikada 1’e inince bir umut yine hastaneye gittik. Bütün işlemler aynı sırayla tekrarlandı. NST, tansiyon ölçümü ve muayene. Bebeğin ebatlarının küçük olması ile ilgili endişelerimi ebeye aktardığımda konuşmam için doktoru çağıracağını söyledi.
Çok tatlı bir bayan doktor geldi ve bebeğin ebatlarının o kadar da kötü olmadığını söyledi. Epey bir sohbet ettik (sancı aralarında:)) Muayenemi o yaptı ve ancak 1.5-2 cm açılma olduğunu söyledi. Günde 1 santimle 10 gün içinde doğurabilirdim:) Aman ne güzel:)

Bebeğin kalp atışları gayet normal görünüyordu, doktor eve gidebileceğimizi söyleyip yanımızdan ayrılınca, gelen bir sancı sırasında birden bire bebeğin kalp atışları 130-140’lardan 60-70’e kadar düştü. Kalp atışlarını ölçen alet dışarıya ses verdiği için dıt-dıt’ların dramatik bir şekilde düştüğü ortadaydı. Doktor ve ebe hızla yattığım perdeli bölüme daldılar ve beni yan çevirdiler. Çok şükür kalp atışları yeniden normale döndü. Doktor, ‘belki de bu akşam eve gitmiyorlar’ diye ebeye baktı.

Bir süre daha gözlem altında tutmaya karar verdiler. Sancılar sırasında bebeğin kalp atışlarının düşmesi normalmiş ama bizimkisi biraz abartmış:)

O andan sonra dıt-dıt’lardaki her yavaşlama yüreğimi ağzıma getirdi:(

Bir süre daha gözlem altında tutulduktan sonra herşeye kaldığımız yerden devam etmek üzere eve gönderildik. Bu arada, ultrason belgelerini isteyince doktorum salıya kadar doğurmuş olabileceğim müjdesini verdi! Neyse belgeyi aldık ve eve geldik.

Bunlar sancı aralarım:) Süt Diyarı amblemi ne kadar da anlamlı olmuş:)

Bölüm 3
3. Gün 12 Mayıs 2007 Cumartesi

Hastaneye yaptığımız 3. ziyaretten sonra yine evimize geri dönmüştük. Gece yarı uyur, yarı uyanık geçti. Bu arada, sancılar şiddetliydi ama yıllarca çektiğim regl ağrılarım bu sancılara dayanmama kolaylık sağıyordu:) Regl ağrılarına göre avantajları, sürekli değil gelip gitmeleri, aralarda bana nefes almak, yemek yemek ve hatta tv izlemek için izin vermeleriydi. Dezavantajı ise ilaç almamın hiç bir işe yaramaması ve duruma göre 3. günü de onlarla geçirme ihtimalimdi!

Artık çok yorulmuştum ama yapacak hiç bir şey yoktu. 1.5-2 santimlik açılma beni umutsuzluğa sürüklüyordu. Bu işin daha kaç gün süreceği belli değildi:(

Bu arada sancılar karnımdan, belimden falan değil, kasıklarımın 4 parmak altından, bacaklarımdan giriyordu! Hiç bacaktan giren doğum sancısı duymamıştım. Ve bacaktan giren bir krampın insanın nefesini bu kadar kesebeileceğini de tahmin edemezdim.

Sancılar sırasında, anenatal kurslarda gördüğüm nefes alıp verme tekniklerini, sandalyede, yerde kalça sallama:) tekniklerini uygulamayı çok istedim ama sancı geldiğinde doğrulmama, doğru düzgün nefes almama bile imkan olmuyordu. Yapabildiğim tek şey kıvranmaktı. Daha fazla dayanamayacağım diye ağladığım çok oldu ama dayanıyormuş insan:)

Tüm bunlar sırasında zavallı eşimin ise elinden hiç bir şey gelmiyordu. Çaresizlik hissi de onu kıvrandırıyordu.

Akşamüzeri sancı araları yine 5 dakikaya inince hastaneye doğru yola çıktık ama ne bilin bakalım ne oldu! Contractions just stopped! Sancılarım birden bire geçti. Hastane yolunu tutturmuş olduğumuzu nasıl hissedebiliyorlar bilmiyorum:) Bunun üzerine, her gidişimizde en az 2 saat kalmamız gereken ve beni yatağa bağlayan işlemi yaşamak istemediğim için eşime geri dönmemizi söyledim. Dönüş yolunda da Tesco’ya uğrayıp alışveriş yaptık:) Daha doğrusu eşim yaptı, ben arabadan çıkmaya cesaret edemedim.

Eve döndüğümüzde bir şeyler yemeye çalışıp kıvranma, ağlama, yalvarma, dua etme işlemlerine devam ettim.

Gece 10 gibi, bu kez bir sonraki salı çıkabileceğimizi bilmeden 5. kez hastane yoluna düştük.

Eh Arkası Yarın artık:)

Bu arada, doğum sonrası ebeler 2 günde 1 beni ve bebeği kontrol için eve geliyorlar. İlk ebe çarşamba geldi, bugün de 2. muayenemiz vardı ve gelen ebe, hamileliğim sırasında kontrollerimi yapan Malezyalı ebem idi:) Onu görünce o kadar mutlu oldum ki, doktorlardan bile daha iyi olduğunu, çok iyi ve tecrübeli bir ebe olduğunu bir de yüzüne söyledim:) Bir de beni Queens’e sevk ettiği için teşekkür ettim. Doğum yaptığım hastanenin personeli hayatımda gördüğüm en iyi insanlar arasındaydı kesinlikle.

Bebişin sarılığı gerilemiş çok şükür. Ancak şimdi de doğduğunda alnında ve genitals organları üzerinde olan beyaz sivilceler arttı:( Ebepopişini açıp havalandırmamızı tavsiye etti. Artarsa antibiyotik alma ihtimalimi olacak:( İnşallah iyileşir.

Read Full Post »

Older Posts »