Feeds:
Posts
Comments

Archive for March, 2007

>

  • Bebişin ilk zamanlar gerekli olacak kıyafetlerini,battaniyesini yıkadım,kuruttum. Şimdi ütülenmeyi bekliyorlar:)
  • Bebeğe her alınanın kullanılmadan öncesi yıkanması tavsiye ediliyor. Üretim ya da sonrasında üzerinde kalmış olabilecek kimyasallara karşı.
  • Bugün eğer bir aksilik çıkmazsa, büyük bir mothercare mağazası var civarda, yatak, araba koltuğu vs için oraya alışverişe gideceğiz. Eşimin sözü var:) Umarım işleri uzamaz. Ne gerekiyorsa hepsini bugün bir seferde almak istiyorum. Gerçi benim store kartımla ve muhtemelen benim beğendiklerim alınacak (aylardır internette beş yüz çeşit ürünü karşılaştıran ben olduğum için:)) ancak hiç olmazsa bu eşyaları alırken işin havasına girsin istiyorum ama.. Bakalım:)
  • Sling konusunda Işıl hanımın da tavsiyesiyle kararımı değiştirdim:) Ve şunun mavisini sipariş ettim:

Kanguru modelinde de kullanılabildiği için bir süre bizi idare eder diye umut ediyorum:)

  • En sonunda Blood Diamond’ı izleyebildim.
  • Eşim şu an Afrika ülkeleri ile ilgili projelerde çalışıyor. Bazen şaka ile karışık Afrika’ya yerleşmekten bahsediyor:) Bana uyar;) diyorum:) ‘Çocukları naturel yetiştireceğiz’in gözünü çıkarıp Afrika ormanlarında da yetiştirebiliriz yani:))) Çalıştığı ülkelerden birisi Okyanus kıyısında, hiç şikayetim olmaz:) Çocuklar biraz Afrika aksanı ile ingilizce konuşurlar ama olur o kadar canım:) Tozda toprakta zenci arkadaşları ile koştura koştura büyürler:)
  • Evden çalışmaya devam ediyorum. Evden de olsa yorucu oluyor.Şikayetim yok tabii kesinlikle. Ancak bilgisayar insanı çok yoruyor, o bir gerçek.
  • Perşembe ebe ile randevumuz vardı. Her şey yolunda çok şükür. Bebiş biraz ‘tiny baby’ mi olacak acaba diye sordum, ‘e tosuncuk olmayacak muhtemelen ama kilosu normal’ mealinde konuştu ebe:)
  • Tansiyon 13/7. Geçen sefer 11/7 idi. Bu sefer yüksek çıkmasının sebebi, evden çıkarken posta kutusuna bakmam ve cinlerimin tepeme fırlamasına sebep olan faturayı görmem:) Bir daha ebe randevularına giderken posta kutusuna bakmamalıyım! O kutudan nefret ediyorruuuum:P
  • Doğum Planını konuşmam için almam gereken bir randevu varmış. Ebe bir tel numarası verdi. Hafta içi sadece 11-12 arası aranabiliyormuş. Aranıp randevu alınacak ve doğum planı konuşulacak. Konuşacak ne var ki:P
  • Pazartesi annem (kayınvalidem) ikinci bir kutu yolluyooooor:) Bakalım içinden neler neler çıkacak:) Ah bir de kendileri gelebilseler, kim bilir neler taşıyacaklar:)

Read Full Post »

>

Bir başka sample çantamızı aldık:)


Bunlar da hastane çantamızın tamamladığımız eksiklerinden bazıları. Gerçi o ayak spreyi eksikler arasında değildi ama iyi ki almışım. Neden daha önce aklıma gelmedi diye düşündüm. Gün boyu elimde fıs fıs dolaşıyorum:)

Yakın zamanda bebişin kıyafetlerini yıkamam ve ütülemem lazım.

Bu sabah annemle konuştum telefonda, epiduralden bahsettim. Zamanında taş düşürüp kum dökmüş olan annem, ‘doğum sancısı böbrek sancısının yanında hiç bir şey, ben doğumdan sonra bu muydu doğum sancısı demiştim, hiç merak etme, mümkün mertebe epidural alma’ diye tavsiyede bulundu:) İngiltere’deki bürokrasinin yavaşlığından sanırım doğuma yetişemeyecekler:( Belli de olmaz gerçi, her şey çok hızlı gelişebilir:) Ama hiç olmazsa doğumdan sonra burda olmalarını çok istiyorum. Mayıs ayı içinde Meral’in, ikizi Meltoşun nişanı için, Yeşim’in de vize işlemleri için Türkiye’de olma ihtimali var. Yani bebişle bir başıma kalma ihtimalim yüksek:)) Bu duruma kendimi şimdiden alıştırdım.

Açalya, car seat konusunda seçim yaptın mı? O kadar çok seçenek var ki kafam karıştı? ee bu konuda tavsiyesi olan?? :))))

Read Full Post »

>Geçen perşembe oğluşumun Gül teyzesi ile buluştuk. Sevgili Nursel ve Gül kardeşler bize küçük bir paket hazırlamışlar sağolsunlar:)

Ne kadar minikler:)

Sadece Londra’nın değil dünyanın da iş merkezlerinden sayılan bir bölgedeki Starbucks’ta çalışan arkadaşım içerde otururken dahi içeceklerimi karton kutularda almamı öğütledi. Bir çalışanın, yerleri sildileri bezle bardakları sildiğine şahit olmuş da :O

Hamilelik sebebiyle yiyecek ve içeceklerdeki bir sürü ıvır zıvıra dikkat etmeye çalışıyorum. Normal zamanda bile biraz pimpirikliyimdir:) Bu zamanda iyice abarttım. Her yemeyi ve içmeyi düşündüğüm şey için ‘içindekiler’ kısmını kontrol etmek istiyorum vs. Arkadaşımla onun çalıştığı Starbucksa gittik ve ben yine ‘hmm acaba bunun içinde uygun olmayan bir şey var mı?’ diye düşünmeye başlayınca bana bir kitapçık getirdiler ve her şeyi kontrol edebildim:) Bir ara o kitapçıkta bulunmayan bir ürün için dolaptan ürünün kutusunu getirmeye kalkınca çok zahmet veriyorum diye boşvermesini söyledim ama bana bu tür şeylere çok alışkın olduklarını söyledi. Pek çok müşterileri gerek din,kültür gibi etkenlerle pek çok yiyeceği yemedikleri, kimisi vejetaryen olduğu, kimisi de çeşitli yiyeceklere alerjileri olduğu için her zaman yiyecek ve içeceklerin içeriğini soruyormuş. Çalışanlar da risk almak istemedikleri için hem içindekiler dosyasını, hem de gerekiyorsa ürünün kutusunu ya da kabını müşterilere verip okutturuyorlarmış:) İlk kez kendimi garip hissetmedim o yüzden:) Tek ben değilmişim demek ki? :)

Doğum ve bebek bakımı konusunda öğrenecek çok şey var, şu aralar Açalya çok güzel bir konudan, emzirme konusundan bahsediyor. Onun blogundan okuyabilirsiniz. Yazdıklarının tamamına katılıyorum:)

Anne Sütü 1
Anne Sütü 2
Anne Sütü 3

Tüm bu bilgilerin dışında öğrenilmesi gereken bir sürü de ürün var! Hiç aklımda yokken, dün okuduğum bir makaleden sonra hazır bez değil de yıkanabilir bezleri kullanmayı düşünmeye başladım! Kulağa ne kadar garip geldiğinin farkındayım ancak araştırmaya başlayınca pek çok anne-babanın (tamam baba kısmı biraz fazlalık oluyor ama olsun, ismen de olsa yer alsınlar:)) yıkanabilir bez kullandığını gördüm. Tabi onların oranı hazır bez kullananlara göre çok çok az ama yine de tahminimden daha fazla kişi kullanıyor.

Beni, yıkanabilir bezleri kullanma fikrine hızla geçiş yaptıran şöyle bir bilgi oldu:
Almanya’nın Kiel Üniversitesinde yapılan araştırmada, hazır bezlerin içlerinin, ‘bez’ olan bezlere göre 5 derece daha sıcak olduğu tespit edilmiş. Bu durumun, erkek çocukların ilerdeki fertility/sperm üretim yetilerini etkilemesinden endişe ediliyor.

Çünkü doğumdan, tuvalet eğitiminin başladığı zamana kadar, hazır bezlerle geçen 2 yıl aynı zamanda, erkek çocukların sperm üretimleri için yumurtalık bölgelerinin ‘serin’ tutulması gereken en önemli ilk 2 yıl.

O yüzden, ilk zamanlar olmasa da, bebeğe ve alt değiştirmeye alışana kadar, sonrasında yıkanabilir bezlere geçiş yapmayı ciddi ciddi düşünmeye başladım. Hem araştırdığım kadarıyla, evet hazır bezlere oranla biraz daha fazla çaba ve zaman istiyor ancak eski zamanlardaki gibi kullanımı zor değil. Bezlerin içine bebişin ‘üretimlerini’ :) tutması için yerleştirilen ve tuvalete atılabilen kağıt bazlı ürünler, özel olarak külot şeklinde üretilmiş ve 60 derecede yıkanabilen
bezler vs gibi pek çok kolaylık var.

Faydaları ise saymakla bitmez. Doğal olması, sağlıklı olması, hazır bezlere oranla çok ucuza mal olması, Açalya’nın bahsettiği gibi daha kısa sürede ve daha kolay tuvalet alışkanlığını kazandırması vs.vs.

Bebişlerin poposu biraz tombiş görünüyor o kadar:))

Işıl hanım
bir önceki posttaki yorumunda kullandığını ve memnun olduğunu yazmış sağolsun. İnternetteki forumlarda da kullanıp da memnun olmayan kimseyi görmedim. En iyisi anneme söyleyeyim de gelirken bir kaç metre amerikan bezi getirsin:P Hem ucuz, hem kullanışlı:) Annem hazır bez yerine yıkanabilir bezlerden kullanmayı düşündüğümü öğrenirse, tembel ve her şeyin pratiğine (tamam peki, kolayına:P) kaçan kızının kafasına taş düştüğünü düşünebilir:) Yok taş düşmedi, sadece, insan evladı için en iyisini istermiş, onu anladım:)

Henüz sipariş vermedim ama sanıyorum ki sağdaki ‘baba sling’ marka bebek taşıyıcısını alacağım. Bebeği 7 farklı pozisyonda, 2 yaşına kadar taşıyabiliyorsunuz. En önemlisi, hamak pozisyonu, bebeklerin omurgalarının geliştiği ilk zamanlar için taşınabilecekleri en sağlıklı pozisyon. Yakın zamanda Afrika’dan İngiltere’ye göç etmiş pek çok Afrikalı zenci anne, bildiğimiz büyük bezlerle bebeklerini sokaklarda hep bu şekilde taşıyor. Bizim ülkemizde eskiler, köylerde zaten bezlerle, sırtlarına sarıp sarmalayıp taşırmış.
Eskilerin kullandığı ne varsa en doğal ve sağlıklısıymış anlaşılan:)

Not: Elif, ne hoş süpriz oldu:) Bloga hoşgeldin:)

Read Full Post »

>Gecikme için özür dilerim:( Yoğunluk ve yorgunluktan fırsat bulup post yazamadım.

Bugün yeni post geliyor:))

Bu arada ilgisi ve bilgisi olanlara; eski zaman usülü, hazır olmayan yıkanır bebek bezlerinin denediniz mi? Bu konudaki fikriniz nedir?

sumuklubocekciğim, hayırlısıyla doğum olursa Meral&Yeşim ya da başka bir yakın arkadaşım bu blogtan haber verecektir:))

Read Full Post »

>Dün akşam bebeşin kıyafetlerini yaş,daha doğrusu ay grubuna göre sınıflandırıp dolabına kaldırdım:) Dolabın üzeri çok dağınık olduğundan fotosunu çekmedim:)

Hastane çantası için gerekli olan kıyafetlerini ayırdım. Yalnız, acaba bu çok mu ince gelir, bu çok mu kalın gelir, zayıf doğarsa bunlar olur ama ya küçük gelirlerse, o zaman şunları alayım ama ya bunlar çok bol gelirse…. diye diye almam gerektiği söylenen her şeyi iki kat fazla koydum:)

İşte bebiş için çıkardığım liste, siyah renk olanlar hazırlanmış olanlar:

  • Yeni doğan bebek boyu 1 paket bebek bezi
  • Islak mendil
  • Pişik Kremi
  • Kirli bez torbası
  • Pamuk
  • Eldiven (Yüzünü gözünü çizmesin tırnakları diye)
  • 2-3 Yelek
  • 2-3 Uyku tulumu
  • Muslin Squares (Çok amaçlı küçük, yumuşak bezler)
  • Şapka-Bere
  • Çorap
  • Battaniye
  • Eve dönüş için cici kıyafetler
  • Araba koltuğu (En önemlisi, yoksa hastane, araba koltuğu olmadan bebeği çıkartmıyor:))


Bu da benim doğum ve doğum sonrası ihtiyaç listem:

  • TENS Machine (Ağrıyı azaltmak için kullanılan özel bir makina)
  • Kalın çorap (Doğum esnasında oluşan üşüme hissi için)
  • Doğum esnasında giymek için eski bir gecelik, t-shirt vs.
  • Kitap&Dergi
  • Atıştırmalık bir şeyler ve içecek
  • Gecelik ve Pijama
  • Sabahlık
  • Tek kullanımlık iç çamaşır ve maternity towels
  • Terlik
  • Nursing Bras
  • Breast Pads
  • Nipple Krem (Emzirmeden kaynaklı çatlaklar için)
  • Diş fırçası ve macun
  • Yüz havlusu
  • Sabun
  • Banyo havlusu
  • Dudak Nemlendiricisi (Ne alaka di mi?:) Ağrı kesici olarak kullanılan gas&air kurumaya neden oluyormuş)
  • Masaj Yağı
  • Saç bandı, tarak, makyaş malzemesi vs.
  • Eve dönüş kıyafeti :) Heyyyo :)

Okuduğum bir sitede, hastane çantasının hazırlanmasının doğumun ilk belirtisi olduğu yazıyordu!!
:O

Amanın, şaka maka yaklaşıyoruz galiba :)

Read Full Post »

>
Cuma günü iş yerinde, önce mutfağımızda baklavalarımızı servis ettim:) Bayıla bayıla yediler sağolsunlar:)

Sonrasında, en sevdiğim arkadaşlarımla (Belçika ve Hollandalılar ve tabii ki Türkler!) öğle yemeğine çıktık ve en sevdiğimiz restorantta, (Japon!) en sevdiğimiz yemeği (Tofu!) yedik:) Fotoğraflarımızı çekildik:)

Bu arada, düzenli tofu yemek kadınlarda yumurtalık kanserini %44 oranında azaltıyormuş. Bu da böyle bir dip not olsun:)

Öğleden sonra saat 15.30 civarı kalabalık bir güruh etrafımı sarıp sarmaladı:) Ben tabii acayip utanmış bir insan evladı olaraktan yüzümü kapattım ama kocaman sırıtmamı da engelleyemiyorum :) Managerlerımızdan bir tanesi elinde çiçek, veda kartı ve hediye çekleri ile güzel sözler söyleyip teşekkür etti, beni yeniden aralarında görmek istediklerini ifade ettiler, iyi şanslar dilediler:)

Ben neredeyse ağlamaklı bir şekilde -hazırlamadığım- {doğaçlama} teşekkür konuşmamı yaptım ve alkışlar eşliğinde, sağa sola selam vererek seranomiyi kapattım:)))

Hediye çeklerinden birisini eşime hediye almak için harcadım:P Diğeri zaten bebiş için:)) Neyse, çiçek de benim oldu:)


Bugün önemli bir sınavım vardı:P Hayatımda ilk kez, tek başıma, profesyonel ev hanımlarını ağırladım:) Sabah 4.30’da kalktım:P İşimi çok ciddiye alırım:) İş dediğin sabah kahvaltısı hazırlamak bile olsa:)

Sağolsun arkadaşlar çok tatlı, çoluk çocuk sahibi insanlar ve ben ne ikram etsem severek kabul edeceklerinden eminim, zaten hamileyim diye bir şey de beklemiyorlar. Ancak onlar her zaman bana güzel ikramlarda bulundular bugüne kadar, sağolsunlar hep ben onlardaydım. Biraz çocuksuz olmamdan, biraz benim evimin uzak olması, onların genelde aynı semtte oturuyor olmalarından kaynaklanıyordu. İlk kez evime geldiler, çok mutlu oldum:) Sınav sonucu? Geçtim:P

Oğluşun çeyizliklerini çıkarıp gösterdim de bugün. Ya birer-ikişer alırken fark edilmiyor da, dağ gibi kıyafet olmuş maşallah:) Arkadaşlardan ikisi 2 çocuk (birisi 3. bekliyor) diğeri 3 çocuk sahibi maşallah. E tabi benim halime güldüler biraz:) Neyse ilk olmasının heyecan ve merakını anlayışla karşılıyorlar sağolsunlar:) Ama hakkatten ya, napıcam ben:P

Bu akşam hepsini ay/yaş sınıfına göre yerleştireyim, hastane çantasına lazım olacakları ayırayım. Bir de şu hastane çantası listesini yapayım bu akşam, bu kadar geciktirdiğime inanamıyorum! Bugün hastaneye gitmek zorunda kalsak tiril tiril pijamalardan başka bir şey yok ortada:P

Bebişlerin gelişine yakın anneleri bir temizlik telaşı sararmış. Bu sabah saat 5 civarında, yine sandalye tepesinde haldır huldur buzdolabının üstünü silerken ve çaydanlığın kireç tutmuş süzme kısmını binbir alet edevatla kazımaya çalışırken, n’oluyoruz ya? dedim:)

Pi-nik kuş Erin bey teşrif ettiler bu arada:) Kendisine Allah’tan uzun ve sağlıklı bir ömür diliyor, analı babalı büyümesini temenni ediyoruz:) Anne ve babayı da en içten dileklerimizle kucaklıyoruz:) Hoşgeldin Erin Bebek :)

Düşük bel hamile pantolonumdan memnun kalmadım. Yüksek beller daha rahat ve kullanışlı. Bence:)

Read Full Post »

>Sabah kahvaltımı hazırladım ve çalışma odasında bilgisayarın başına geçtim. Yumurtayı çok sevdiğim için, kahvaltıdan sonra da olsa yemek için bir cezvenin içine üstelik de omega 3’le zenginleştirilmiş yumurtamı yerleştirip ocağa koymuştum. Sonra.. Sonra aradan epey bir zaman geçti ve ben bir patlama sesi duydum. Mutfağa gittiğimde gördüğüm manzarayı tarif edecek kelime bulamıyorum. O anki şaşkınlık ve panikle mutfağın fotoğrafını çekmeyi unuttum, keşke hatırlayıp çekseydim. Küçük bir yumurtanın bu kadar geniş alana ve bu kadar çok parça halinde dağılabileceğini tahmin bile edemezdim.

Aspiratörün her yeri. Temizlenemeyecek kadar küçük girintileri dahil, içi, üstü (evet tavanla arada kalan üzeri bile!), her yeri. Tavan! Tavana kafamı bir kaldırdım ki, ocağın üstüne gelen yeri geçtim, mutfağın ortasına gelen alanı, kenarları hep yumurta! Duvarlar! Sağ taraf, sol taraf.. Hem alt taraflar hem tavana bitişik olan yerler! Yerler. Tüm mutfağın yerleri. Çöp kovasının üzeri. Tezgah ve üzerindeki kavanozlar, tuzluk, baharatlıklar… Ocakta duran çaydanlık ve yemek tencereleri… Dün akşamdan yıkanıp tertemiz bırakılmış tabaklar, kaşıklar.. Bitti mi? Bitmediii:) Amerikan tarzı mutfak olduğu için mutfağımız salona açılıyor tınınınımmm:)) Salondaki halının üzeri de mis kokulu yumurtadan payını almıştı tabi.

Üstelik 2-3 saat içinde Meral,Yeşim ve eşleri gelecekti. (Ben bunları yazarken hala gelmediler yalnız:)) Eşim evde değil ve ben yumurta kokusundan nefret ederim.

İş başa düştü tabi, kendi marifetimi kendim temizledim güzelce:) Allah’tan sandalyeye çıkınca tavana erişebilecek kadar alçak tavanlarımız var, yoksa nasıl temizlerdim bilmiyorum. Tabi bir de duvarın ve tavanların silinebilir cinsten olması büyük kolaylık oldu. Ama sil Allahım sil temizlenmek bilmiyor ki! Yerleri siliyorum bir, tavanları silerken yeniden yerlere, kafama dökülüyor:P Üstelerine basmayayım diye yeniden yerleri siliyorum. Tavanları, duvarları, mutfak dolaplarının üstlerini, her yeri sandalye ve tezgaha çıkarak sildim. Düşmemek için dua ede ede tabi:) En zoru aspiratör oldu. Çıkabilecek her parçayı çıkardım, sildim, yıkadım vs ama bazı yerleri çıkmıyor tabi. Elimde bıçak, en küçük araları bile kazıdım ve yumurta parçalarını çıkardım:)

Bütün bulaşıkları yenide yıkadım.
Sildim, sildim, sildim:) Cilaladım, parlattım:)

Yumurta kokusu çıksın diye mumlar yaktım, umarım koku kalmaz çünkü yumurta kokusundan nefret ediyorum:/

Birisini çıldırtmak istiyorsanız 5-10 yumurtayı bir tencereye ve ocağın üzerine koyun ve kapıyı çekip çıkın:)

Read Full Post »

Older Posts »