Feeds:
Posts
Comments

Archive for February, 2007

>Cumartesi günü yakın bir arkadaşımız ameliyat oldu. Cuma günü acile gidiyor, yarın ameliyat edeceğiz diyerek hemen hastaneye yatırıyorlar. Küçük bir operasyondu ama yine de sonuçta genel anesteziydi. Çok şükür şimdi iyi. Pazar akşamı hastaneden çıkardılar. Cumartesi-Pazarı hastanede geçirdik. Cumartesi Meralle birlikte hastanenin içinde bir yerleri ararken maternity bölümüne de girdik:) Aslında kapı dışardan kilitli idi (Her koğuşun kapısı kilitli olmuyor, bizimki değildi mesela ama sanırım bebişlere yabancılar zarar vermesin diye o bölümü kilitli yapmışlar) ama içerde telefonla konuşan bir yeni babaya el kol işaretleri ile kapıyı açmasını rica edip içeriye daldık:) Doğum yapmış anneler ve bebişlerine ayrılmış bir koğuştu. Şansımıza bir de yeni doğmuş bir pamuk şekeri gördük:))

  • Hamileler için yüzme derslerine gitmek istiyorum ama istediğim gibi bir yer bulamadım. Dersi de geçtim, istediğim gibi bir spor merkezi bulamadım civarda. Temizliğinden emin olduğum bir yer var ama orası da evime çok uzak. En azından haftada bir gidebilsem doğuma kadar çok iyi olur.
  • Doğumla ilgili derslere katılmak istiyorum (antenatal classes), hastaneden aldığım numarayı arasam iyi olacak! 28. haftadan sonra herhangi bir zaman kabul ediyorlar sanırım. Bir kaç haftalık bir kurs, baba adaylarının da gelebilmesi bazı kurslar perşembe akşamları düzenleniyor. Baba adayımıza uyar da, perşembeleri çalıştığım için o yorgunlukla bana uymaz:) Zaten ben işten eve ulaşana kadar kurs bitmiş oluyor. 15 marttan sonra, doğum iznine çıktıktan sonra başlamalıyım sanırım.
  • Geçen hafta rahatsızlandığım ve aynı zamanda da full time çalıştığım için bu hafta sonu yapmış olmamız gereken, yabancı arkadaşlar için hazırladığımız Türk gününü iptal etmiştik. Çok da iyi yapmışız, zaten arkadaşımı cuma akşamı hastaneye yatırmışlardı. Arkadaşların hediye alacaklarını duymuş ama belli etmemiştim. Türk arkadaşıma, hediye alacağınızı biliyorum ama sakın kıyafet almayın dedim:) İsterlerse hediye çeki alabileceklerini söyledim. Ama zaten onlar hediyeyi belirlemişler, bebişi banyo ettirmek için küçük bebiş küvetleriden alacaklarmış. (Bizim zamanımızda bebiş küveti mi vardı:) Leğende yıkanırdık biz:) Bu zamane veledleri çok şanslı:)))
  • Minik Patikler‘in tavsiye ettiği Pilates kurslarına baktım ama yakınlarımda bir yer yok maalesef:( Ancak fiyatların çok uygun olduğunu söylemeliyim. Bire bir özel derslerin bile fiyatları fena değil. Hocaların telefon ve mail adresleri var, hamileler için özel ders verenler varsa haftada 2 kere doğuma kadar gitmek istiyorum. Bugün arayıp her biriyle tek tek konuşup fiyat alacağım.
  • Yapmam gereken bir sürü şey var ama doğum yaklaştı hala yoluna koyamadım işleri. Zaman ne çabuk geçiyormuş:)
Advertisements

Read Full Post »

>NOT: Pratik anne, bu postu yayınlayınca yorumunu gördüm, aşağıda yazdıklarım senin yorumuna cevap niteliğinde olabilir benim açımdan:) Yani I say absolutely YES to epidural:) Güzel dileklerin ve tavsiyelerin için teşekkürler:)

Bugün ebe ile randevumuz vardı ana-oğul:) Çok şükür her şey yolunda görünüyor. Yalnız bebişin kalp atışlarını biraz zor bulduk bu sefer. Daha 5 dakika önce içerde taklalar atıyordu ama ebe kalp atışlarını dinlemek istediğinde beyimiz saklandı:) “He’s a shy boy” dedim ebeye ve utangaç oğlum annesini yanıltmadı:) Ebe defalarca ve dakikalarca uğraşmasına rağmen kalp atışlarını bulamadı. Neyse ki en sonunda bizimle saklambaç oynayan utangaç oğlumu saklandığı yerde bulduk:)))

28. haftada yaptırmam gereken demir düzeyi için bir kan testim varmıştı ama ben hastaneden randevu tarihi gönderecekler diye beklerken unutmuşum! Oysa ki kendim gitmem ve yaptırmam gerekiyordu. Tamamen aklımdan çıkmış! 29. haftam bitmiş, 30. haftaya girmişim bu arada! Neyse henüz geç değil dedi, ben de apar topar hastaneye gidip kan verdim. Pregnacare kullandığım için, çok uzun zamandır demir takviyesi alıyorum zaten. O yüzden fazla endişelenmiyorum. Umarım yolundadır her şey.

Ebeye suda doğum istediğimi söylediğimde benim hastanemde suda doğum yaptırmadıklarını söyledi:( Suda doğum imkanının olduğu bir hastane araştırmaya başladım. Gerçi son günlerde doğum sancısı üzerine okuduklarımdan sonra epidural dışında hiç bir şeyin benim için bir çözüm yolu olmayacağını düşünmeye başladım.

İlk günden bu yana dysmenorrhea‘dan muzdaribim. Aynı derdi çekenler ne demek istediğimi anlayacaktır. Dysmenorrhea hastaları adet sancılarını, doğum sancısı gibi bir sancı/labour-like pain olarak tarif ediyorlar. Bazı dysmenorrhea hastaları doğum sancısının çok daha hafif kaldığını ve doğumla kolayca başa çıktıklarını söylüyorlar. Hatta içlerinde hiç bir ağrı kesici kullanmadan doğum yapanlar bile var! Şimdi bu tariflerden sonra doğum sancısının nasıl bir şey olduğu konusunda az çok fikir edinmiş buluyorum:)

Dysmenorrhea ile labour pain/doğum sancısının teknik olarak aynı olduğunu söylüyor doktorlar. Birincil dysmenorrhea’ya yol açan prostaglandin hormonu doğum sancılarının da sebeplerinden bir tanesi. Ayrıca her iki ağrının bir diğer ortak kaynağı prostaglandin’e bağlı uterus kasılmaları ve cervix açılmaları. Şimdi bu durumda ya şanslı bir insan olabilirim ve zaten her ay karşı karşıya kaldığım ağrı benzeri bir ağrı çekip, ben zaten her ay 9 doğuruyormuşum derim:)

Ya da araştırmaların ortaya koyduğu, dysmenorrhea hastası hamilelerin, bu sorunu olmayan diğer hamilelere göre daha fazla doğum sancısı çekme ihtimallerinden yola çıkarak dysmenorrhea‘dan daha kötü doğum sancısı ile karşı karşıya kalabilirim! Nasıl yani! Benim dysmenorrhea ağrılarımdan daha mı fazlası söz konusu !!!! O acıdan daha mı kötü doğum sancısı?!?!

Seni ne yatıran, ne kaldıran, ne yürüten, yataklardan yerlere attıran, 90 derece açıyla bile doğrulmana izin vermeyen, yerde iki büklüm halıları tırmalarken ve ağlarken, ‘Allahım canımı al da kurtulayım’ diye yalvartan, ölmekten başka hiç bir şeyi düşünmene izin vermeyen, şansın varsa sürünerek banyoya ulaşabileceğin, non-stop bıçakla karnın deşiliyormuş, canlı canlı, uyuşturucusuz ameliyat ediliyormuşsun hissini yaşatan, hiç bir sıradan ağrı kesicinin kesemediği, kesmeyi bırak üzerinde en ufak bir etki gösteremediği, ancak ve ancak ameliyat sonrası ağrılar, böbrek sancıları, özel olarak dysmenorrhoea için kullanılan Non Steroidal Anti-Inflammatory Drugs (NSAIDs)‘lerden bir avuç falan yuttuğunda baş edebildiğin; baş ağrısı, diş ağrısı, göz ağrısı, migren, kırık-çıkık-ezik ağrısı, mide ağrısı, hatta ve hatta nefesini kesecek kadar şiddetli böbrek ağrısının bile yanında sinek ısırığı tadında kaldığı dysmenorrhoea ağrısından daha mı kötü doğum ağrısı??? O zaman suda doğum falan filan yalan olur bana:) Gördüğüm ilk arabanın altına, açık bulduğum ilk pencereden dışarıya atlamadan önce epidural almam gerek çünkü:) Dysmenorrhoea ağrısı bana canlı canlı ameliyat edildiğim hissini yaşatıp beni ölmek için yalvartıyorsa ondan beter doğum sancısı intihara teşebbüs ettirebilir. I’m not kidding:)

Ya da… O şanslı dysmenorrhoea hastalarından birisiysem, doğum sancısı ne ki peehh :) diyenlerden olabilirim. Bu konudaki yorumlarımı doğum sonrası paylaşmak dileğiyle:)

NOT2: Aşağıdaki linkte, mail grubundaki bazı dysmenorrhoea hastalarının ‘doğum ve period pain’ karşılaştırmaları beni çoook umutlandırdı:) Eğer öyle ise, normal doğum yapacak arkadaşlar korkmayın:) Beterini her ay çeken var:)

Dysmenorrhoea VS Labour pain

Read Full Post »

>2 çocuk annesi Indian bir arkadaşımla sohbet ettik bugün. Bazı tavsiyelerde bulundu.

  • Doğumun ilk aşamasında, mümkün olduğunca geç hastaneye gitmemi, {Genelde tüm bilgi broşürleri ve dergiler de bunu söylüyor. Doğum -normalde- hemen gerçekleşmeyeceği için hastaneye gidip monitöre bağlanarak yatmak zorunda kalmaktansa, evde çeşitli yöntemlerle rahatlamaya çalışmayı tavsiye ediyorlar.}
  • Sancılar başladıktan sonra bol bol yürümemi,
  • Doğumun ilk aşamasında süt ve bol miktarda safranı kaynatıp soğuduktan sonra içmemi, {Rahatlatması, ağrıyı azaltması ve doğumu kolaylaştırması için}
  • İleride belde oluşabilecek problemler açısından mümkünse epidural yaptırmamamı, {Suda doğum istediğimi söyleyince o da tavsiye etti. Kendisinin 12 yıl önce ikinci çocuğunun doğumunda istediğini ama o zaman bu imkanın olmadığını söyledi.}
  • Benim -kısmetse- doğum yapacağım hastanenin, zaman zaman çok gerekmediği halde anne adayını sezaryene almaya kalkıştığını, bebek strese girmediyse, çok ciddi bir durum yoksa sezaryen teklifine kesinlikle hayır dememi,

tavsiye etti.

Read Full Post »

>

Daha haftanın ortasına gelmemiş olmamıza rağmen çok yoruldum. Co-worker’ım/iş arkadaşım geçen haftadan bu yana tatilde olduğundan işleri yetiştirebilmek için full çalışıyorum. Allah, full-time çalışan hamilelerin yardımcısı olsun:) İnsanüstü çaba gerekiyor, bence:)

Doğum iznimi kararlaştırdık. Nisanın sonlarına doğru başlayacak. Hemen öncesinde, 15 mart gibi de yıllık iznimin bir kısmını alıyorum. İkisini birleştirdim. Yani kısa bir süre sonra, kısmetse uzun bir süreliğine işe ara vereceğim. Aslında yıllık iznimi kullanmayıp yıl sonunda şirkete geri satıp nakite çevirme:) şansım var ama nisan sonuna kadar dayanabilecek miyim bilmiyorum.

Haftada 16 saatten fazla çalışan tüm kadınların 26 hafta ücretli doğum izin hakları var. 26 hafta boyunca maaşın %90’ı ödeniyor.

Bu yıl yeni çıkan bir kanunla, 1 Nisan 2007 ve sonrasında doğan bebeklerin anneleri, ücretli olarak ayrıldıkları 26 haftaya, ücretsiz olarak bir 26 hafta daha ekleyebiliyorlar:) Bu 52 haftaya, yıllık izinleri de dahil ettiğimizde oldukça uzun bir dönem, üstelik yarı süresinden fazlası maaşlı olmak üzere hamilelik izni alınabiliyor.

İlk 26 haftanın ya da tüm 52 haftanın sonunda annenin iş verenden, full time çalışıyorsa part-time çalışma isteğinde ya da evden çalışma isteğinde bulunma hakkı var. İş veren kabul etmek zorunda değil tabi:) O durumda anne ya işe geri dönecek ya da istifa edecek.

Peki ben ne yapmayı düşünüyorum?

Halihazırda part-time çalışıyorum, çalışma koşulları, imkanlar, her şeyi çok uygun ve en önemlisi işimi seviyorum, -çocuk söz konusu olmasa- bırakmak istemem ama… Ama çocuğumu bırakmayı asla istemem. 26 haftanın sonunda evden çalışma isteğinde bulunmayı düşünüyorum. İşim buna müsait. İhtiyacım olanlar bilgisayar, internet ve printer. Hepsi bu. Ancak şirket prensipleri gereği evden çalışma isteği kabul edilmiyor. Yalnız managerlerdan bir tanesinden, cocuğu olan bir annenin evden çalışma izni aldığını öğrendim. Kimdir, alanı nedir bilmiyorum. Gerçi küçük çocuğu olan ve işe gelen başka anneler de var. İmkan olsa onlar da evden çalışmak isterdi sanırım. Ben yine de izinlerim bittiği sıralarda şansımı denemek istiyorum.

Burada anne babaların uyguladığı yöntemlerden bir tanesi, her ikisinin de part-time çalışıp çocuklara dönüşümlü bakmaları. Eşimle bunu uygulamamız biraz zor. Gerçi onun da, en azından benim işte olduğum günler evden çalışma şansı olabilir ama her an acil bir iş, toplantı vs çıkabilir.

Bütün gün hem çocukla ilgilenip hem evde çalışabileceğimi düşünüyorum ama çocuğu eşimden başkasına bırakıp part-time bile işe gitmeyi düşünemiyorum:( Burada şartlar, çocuklar büyüyüp okula başladıktan sonra işe dönmeye, kariyere kaldığın yerden devam etmeye ya da her şeye, eğitime-kariyere vs. yeni baştan başlamaya izin veriyor. Böyle bir imkan varken değerlendirmek isterim açıkçası. Kaldı ki annelerin, çalışmıyor olsalar da çocukları üzerinden, devlet tarafından emeklilik sigortaları ödeniyor. Annelerin sosyal hakları güvence altına alınmış oluyor böylece.

Tabi bunların hepsi şimdilik teoride olan fikirler. Ne diyelim, hayırlısı olsun.

Çok alakasız olacak ama not düşeyim:

1- Normalde 38 numara ayakkabı giyiyorum. Hamilelikte ayakların rahat 1 numara büyüdüğünü biliyordum ama hafta sonu 40 numara ayakkabı alınca komik oldu:P Oğluşun annesi şu an 40, babası 45-46 giyiyorsa acaba oğluş kaç numara ayakkabı giyer:P Bu da günün sorusu olsun:)))

2- Çok güzel, eğlenceli ve eğitici bir site buldum. Tavsiye ederim: www.emmasdiary.co.uk

Read Full Post »

>Alternatif Doğum Seçenekleri

>Evde doğumu düşünür müydünüz? desem sanırım çok garip bir soru sormuş olurum:)
Burada oldukça popüler olmaya başlamış bir doğum seçeneği evde doğum. Eğer her şey yolunda gidiyorsa ve annenin ilk doğumu değilse evde doğum uzmanlar tarafından güvenli bulunuyor. Tabi evde doğum demek, kendi başının çaresine bakacaksın demek değil:) Hamilelik esnasında hastaneyi ve ebenizi haberdar etmeniz, randevu almanız gerekiyor.

Anne adayı hastaneye gideceğine, doğumda bulunacak iki ebe eve geliyor ve doğumu evde gerçekleştiriyorlar. Ayrıca doğum esnasında ağrıyı azaltma amacıyla kullanılan oksijen makinasını da anne adayının kullanabilmesi için eve getiriyorlar.

Bu seçeneği ilk duyduğumda resmen dehşete düşmüştüm:)) Ancak artık çok normal bulduğumu söylemeliyim:) Tabi akla hemen, bir komplikasyon oluşursa, acil müdahale gerekirse ne olacağı sorusu geliyor. Ancak yeterli sayıda hastane olması, örneğin benim yaşadığım bölgede kısa sürede ulaşılabilecek 3 hastanenin olması, acil durum için ambulansın temin edilmesi vs gibi avantajlar sebebiyle anne adayı hemen hastaneye nakledilebiliyor.

Evde doğum konusunda hazırlanmış ayrıntılı bir site:
www.homebirth.org.uk

Peki ya suda doğum?
Suda doğum konusunu nedense hiç düşünmemiştim ancak artık ciddi olarak değerlendirmeye başladım. Tabi suda doğum istiyorsam en kısa zamanda hastaneye haber vermem gerekiyor. Her hastanede su havuzu bulunmuyor ancak internetten kontrol ettiğim kadarıyla benim kayıtlı olduğum hastanede mevcut. Ebelerin, suda doğum konusunda eğitimli ve tecrübeli olmaları gerekiyor. Suda doğum, küçük bir su havuzunda, ılık su içerisinde gerçekleşiyor. Oksjen&gaz’dan oluşan ağrı kesici makinasını da anne adayı havuz içerisinde iken kullanabiliyor.


First come, first served yani ilk gelen sırayı kapacağı için suda doğumu sadece istemek yetmiyor:) Aynı gün doğum yapacak olan anne adayı ya da adaylarının suda doğumla pek ilgilenmiyor olmaları gerekiyor:) Bu perşembe ebe ile randevum var, ayırtabilirsem yer ayırtmayı düşünüyorum.

Suda doğum:
www.activebirthpools.com

Bir de bu iki seçeneğin kombinasyonundan oluşan evde suda doğum seçeneği var:)
£195 karşılığında doğum havuzunu 4 haftaya kadar kiralayıp evde kullanabiliyorsunuz.
Back to Nature :)

Read Full Post »

>Kimse Meltoş halacığımın sevgililer gününü kutlamamış mıııı? :(
Üzülme halacık, ben kutlarım bundan sonra hep:)
Sana çiçekler, çukulatalar alırım halacık.
Bir de kocamaaaannn öperiiimmm:)

Read Full Post »

>


Kahve&hediye bahane,
:)

Read Full Post »

Older Posts »